logo

Erkek estetiğinde en fazla ilgi gören konuların biriside istenmeyen tüylerden kurtulmak. Özellikle erkeklerin rahatsız olduğu bölgeler; elmacık kemiği, kaş arası, ense, boyun, kol, erkek koltuk altı, erkek özel bölge (genital), kasık bölgesi, omuz, sırt, göğüs ve bacak bölgelerindeki kıllardan oluşuyor. Günümüz koşullarında erkekler, istenmeyen tüy ve batıklardan kurtulmak için lazer epilasyon tedavisine büyük ilgi göstermektedirler.

Erkekler, lazer epilasyon uygulamalarında kadınlara göre büyük avantaja sahiptirler. Kalın kıl kökleri, lazer ışınının enerjisinden daha fazla etkilendiğinden, işlem kıl köküne daha fazla tahribat yapmaktadır. Buna bağlı olarak erkek hastaların tedaviye hızlı cevap verdiği söylenebilir.

Lazer epilasyon yöntemi ile ortalama 6-10 seans gibi bir süreçte kıl kökleri tahrip edilerek tüylerin yok edilmesi hedeflenir. Kişi seyreltilmesini istiyorsa, uygulama 3 veya 5 seans yapıldıktan sonra bırakılarak kılların seyreltilmesi ve daha zayıf hale getirilmesi mümkündür.

Lazer Epilasyon uygulamasında erkekler ve kadınlar arasında farklılık yoktur. Hatta erkeklerin genelinde kıl köklerinin sert ve kalın olması, lazer ışını enerjisinden daha fazla etkilenir. Bu da erkekler için lazer epilasyon uygulamasında bir avantajdır. Gününümüzde uygulama yaptıranların yaklaşık %40-45 erkeklerdir.

Erkeklerde Lazer Epilasyon Yapılan Bölgeler

. Sırt Bölgesi (30dk-45dk) arası,

. Göğüs Bölgesi (30dk-45dk) arası,

. Kol (30dk-45dk) arası,

. Bacak (45dk-60dk) arası,

. Koltuk Altı (5dk-10dk) arası,

. Erkek Genital (özel) Bölge | Kasık Bölgesi (20-25dk) arası,

. Erkek Popo (20-25dk) arası,

. Kuyruk Sokumu (15-20dk) arası,

. Ense (5dk-10dk) arası,

. Boyun (5dk-10dk) arası,

. Elmacık(sakal üstü) (5dk-10dk) arası,

. Omuz (15dk-30dk) arası,

. Kulak (5dk-10dk) arası,

. Tüm Vücut (60dk-90dk) arasıdır.

izmirdiyetisyen

Fazla kilolarımızı saklamak için koyu renklerin arkasına sığınıyoruz çoğu zaman peki beslenme biçimimizde değişiklikler yaparak siyah rengi tercih etme sıkıntısından kurtulsak fena olmaz mı?Çünkü hayat tüm renkleri ile güzel ve yaşamaya değer..

Un

Doğru bildiğimiz yanlışlardan başlayacak olursak diyette ekmeği kesmek özellikle zayıflama evresinde doğru bir yöntem değildir.

  • Karbonhidrat grubu bir numaralı enerji kaynağımızdır.Vücudu uzun süre aç bırakarak bir anda karbonhidrat alımını kesmek doğru değildir.
  • Beyaz ekmeği lif kaynağı olan kepekli veya çavdar veya tam buğday ekmekle yer değiştirerek işe başlayabiliriz.
  • Daha uzun süre tok kalarak, tahıl grubundan gelecek B grubu vitaminlerden de faydalanmış oluruz.Önemli olan unla yapılan hamur işlerine hayatımızda yer vermemek,yağda kızarmış ürünleri tercih etmemek ve tüketimlerimizde porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerekir.
  • Hareketsiz yaşama hayır diyerek fiziksel aktivitemizi arttıracak hobiler veya uğraşlar bulmak kendimiz için yapacağımız en güzel tercih olacaktır.

Tuz

Yemeğin tadına bakmadan tuz dökenlerden misiniz? Yoksa az tuzlu yiyenlerden misiniz?

  • Tuz konusunda kendinize hakim olamıyorsanız baharat kullanımını arttırmak tuz tüketiminizi azaltacaktır.
  • Özellikle yemekler piştikten sonra tuz ilave etmek ve sofrada tuzluğu bulundurmamak fazla tüketimin önüne geçecektir.
  • Yapılan araştırmalara göre tuz tüketimi iştahı açıyor,baharatlar bu yönden avantaj sağlıyor.
  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günde 6 gramdan fazla tuz tüketimi önerilmemektedir.
  • Fazla tuz tüketimi başta yüksek tansiyon olmak üzere,kalp ve damar rahatsızlıkları ve ödem gibi birçok hastalığa sebep olabilir.
  • Fazla tuz tüketimi yanında az tüketimi de özellikle zihinsel gelişim için önem teşkil etmektedir.
  • Bu sebeple özellikle anne adaylarının ve çocuklarda iyot eksikliği olmamalıdır.

Şeker

Üç beyazın son halkası şeker özellikle şekerli gıdalar(tatlılar,şekerlemeler,asitli içecekler,hazır meyve suları..)sandığınızdan daha fazla enerji almanıza yol açabilir.

  • Eğer çay tiryakisi iseniz içtiğiniz her bir çay bardağı için attığınız bir küp şeker yaklaşık 20 kaloriye eş değerdedir.
  • Fazla şeker tüketimi insülin dengesini bozarak şeker düzeyinizde dalgalanmalara ailede genetik faktörlerle şeker hastalığına yatkınlık varsa şeker hastalığı yani diyabete davetiye çıkarabilir.
  • Özellikle doğru fırçalama yöntemleri uygulanmıyorsa dişlerin hızlı çürümesine sebep olur.
  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günlük şeker tüketimimiz 25 gramı geçmemelidir.
  • Bilinçli tercihler yapmak açısından alışverişte etiket okumak çok önemlidir.
  • Karbonhidrat gramajına ek olarak şeker ilavesi yapılmış mı? tatlandırıcı kullanılmış mı? Glikoz şurubu kullanılmış mı? Tek tek incelenmelidir.
  • Özellikle şeker hastalarının bu konuda daha bilinçli olması gerekir.
  • Her şekersiz ürün şeker ilavesiz veya diyet ürünü demek değildir.Tatlandırıcılarda vücudumuzda şeker olarak algılanmaktadır.Bu sebeple bu ürünleri kullanırken mutlaka diyetisyene danışmanız gereklidir.
lazerepilasyon

“Etkili ve kalıcı tüylerden kurtulma yöntemi olarak bilinen lazer epilasyon için en uygun dönem sonbahar ve kış aylarıdır.”
Lazer epilasyon istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi işlemidir. İstenmeyen tüylerden kurtulmanın ağda, tüy dökücü krem gibi birçok kalıcı olmayan yöntemleri bulunmaktadır. Ancak bu yöntemlerin kılların çıkış döngüsü ile beraber sık tekrarlanma gerekliliği bulunması, bazı kişilerde kıl batığı gibi problemlere sebep olması nedeniyle lazer epilasyon gibi kalıcı çözümler giderek artan sıklıkla tercih sebebi olmaktadır.
Lazer epilasyonda kıl köklerindeki kıla rengini veren hücreler lazer ışığını emer ve ışık enerjisi kıl köklerinde ısı enerjisine dönüşüp kalıcı tahribat oluşturur. Lazer epilasyon kıla seçici olarak tahribat yapmakta çevre dokuya zarar vermemektedir. Lazer epilasyonda kullanılan ışığın dalga boyuna göre çeşitli lazer sistemleri vardır. Günümüzde lazer epilasyon amacı ile en sık kullanılan sistemler alexandrite, buz lazer‘dir. Alexandrite dalga boyu beyaz tende ve koyu renk kıllarda etkili lazer ışığıdır. Deri rengi koyulaşınca ve kıllar incelince buz lazer (diode ütüleme) yöntemine geçilebilir. Bu nedenle lazer epilasyonda tek bir enerji sistemi ile tam başarıya ulaşmak güçtür. Seanslar yüz bölgesinde ayda bir olmaktadır ve ortalama 12-15 seans sürmektedir. Vücut bölgesinde seans aralıkları 1.5 ayda bir olmakta ve ortalama 8-10 seans sürmektedir. Kıl döngüsü hormonlardan etkilenen bir süreç olması nedeni ile hormon bozukluğu olan kişilerde, esmer tenlilerde ve ince kıl yapısına sahip kişilerde lazer epilasyon seans sayıları uzamaktadır. Bu yüzden kişiye bitme garantili seans uygulaması söylenemez.
Lazer epilasyon işlemi sonrası işlem bölgesinde geçici kızarıklık kaşıntı olabilmektedir. Bu etki ortalama 2 saatte gerilemektedir nadiren 2 güne kadar süren olgular vardır. İşlemden 2 hafta önce ve sonra güneşlenilmemesini tavsiye edilir.Bu nedenle özellikle Sonbahar Kış dönemi lazer epilasyona başlamak için ideal mevsimlerdir
Lazer’in çoğu zaman iyonize radyasyon gibi değerlendirilip sağlığa zarar vermesinden gereksiz yere korkulmaktadır. Oysa lazer ile İyonize Radyasyon arasında bir ilişki yoktur. Lazerin deriye uygulanması sırasında deri altındaki doku ve organlara herhangi bir etkide bulunduğuna dair bir bulgu da gözlenmemiştir. Çok güçlü epilasyon lazerleri ile dahi, etkili dozlarda bile ancak kıl kökü seviyesine dek ulaşılabilmektedir.

okul

6-10 yaş arası olan okul çocukları yavaş ancak sürekli bir büyüme gösterirler. Bu çağdaki beslenme şekli; çocuğun yaşına, cinsiyetine, vücut ağırlığına, fiziksel aktivite düzeyine göre düzenlenir. Bu çağ çocuklarında oluşturulan beslenme düzeni ve alışkanlığı yetişkinlik dönemindeki beslenme şekli için altyapı oluşturur. Bundan dolay ailenin bu dönemde çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlıklarını öğretmesi, beslenme eğitimi vermesi çok önemlidir.

Okul çağı çocuklarına uygulanacak beslenme programının amacı, çocukların büyüme, gelişmelerini sürdürmeleri ve olumlu beslenme alışkanlıklarının oluşturulmasıdır. Çocuğun yeterli ve dengeli beslenmediğinin en önemli göstergesi büyüme ve gelişmesidir. Yaş ve cinsiyete göre percentil aralıkları takip edilerek büyüme ve gelişme izlenir. Yetersiz beslenme sonucunda büyüme ve gelişmeden geri kalınır, hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle sağlıksız beslenme sonucunda şeker hastalığı (diyabet), kalp hastalığı, hipertansiyon, obezite gibi hastalıkların görülme riski artar.

Okul çağı çocuklarında sık görülen beslenme sorunları; zayıflık, şişmanlık, demir eksikliği anemisi (kansızlık), vitamin yetersizlikleri, iyot yetersizliği, kabızlık ve diş çürükleridir. Son yıllarda obezitenin de artması ile bu gruba metabolik sendrom da dahil olmuştur.

Öneriler:

. Okul çocuklarının en önemli problemlerinden biri kahvaltı öğününün yapılmamasıdır. Kahvaltı, gece boyunca aç kalan vücut için elzem bir öğündür, bu yüzden günün en önemli öğünü olarak adlandırılır. Kahvaltı yapmayan çocuklarda dikkat azalması, öğrenme yeteneğinde azalma gibi okul başarısını etkileyecek olumsuzluklar görülmektedir. Bu yüzden her çocuk (aslında her insan) sabah ihtiyacı olan enerji ve besin ögelerini içerecek şekilde kahvaltı yapmalıdır. Kahvaltıda; süt, yumurta, peynir, zeytin, omlet/menemen, yeşillik, ekmek, evde yapılmış taze sıkım meyve suyu, tahıl gevreği gibi besinler birkaçı mutlaka bulunmalıdır.

. Yaşam boyu sürdürülecek beslenme alışkanlıkları bu evrede oluşur. Bu yüzden aile veya diyetisyen mutlaka çocuğa beslenme eğitimi vermelidir, besin piramitleri ile çocuğun aklında kalacak görsel yöntemler eğitim sırasında kullanılmalıdır.

. Ortalama olarak 6 öğün beslenme (kahvaltı, kuşluk, öğle, ikindi, akşam ve yatsı) çocuğun sağlıklı bir şekilde büyüme ve gelişmesini sağlaması açısından yeterli olacaktır.

. Beslenmede çeşitliliğe yer verilmelidir ve 4 besin grubundaki besinler de yeterli miktarda alınmalıdır. Böylece besin ve besin öğeleri eksiklikleri görülme oranı azalır.

  1. Süt, peynir ve yoğurt çocukların güçlü kemiklere, dişlere ve kaslara sahip olmak için gerekli olan protein, kalsiyum ve D vitaminini sağlar. Bu gruptan günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
  2. Et, tavuk, balık, yumurta, kuru baklagiller güçlü kaslar ve sağlıklı kan için gerekli olan protein, demir, B vitaminleri ve bazı mineralleri sağlar. Bu besinlerin günde imkanlar dahilinde 2- 3 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  3. Ekmek, tahıl ve makarna B vitamini, demir, mineral ve posa içerir. Bunlar ayrıca iyi bir kompleks karbonhidrat kaynaklarıdırlar ve çocukların aktiviteleri için gereken enerjiyi sağlarlar. Bu grup besinlerden günde 6-9 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  4. Sebzeler ve kompleks karbonhidratlar A vitamini, C vitamini, ve posa içerir. Ayrıca belirli miktarlarda B vitaminleri, potasyum, kalsiyum ve diğer mineralleri içerir. Günde 3-4 porsiyon tüketilmesi önerilmektedir.
  5. Meyveler; çocukların cildi, göz ve diş eti sağlığı için gereken A ve C vitamini, potasyum ve diğer mineralleri içerir. Meyveler ayrıca karbonhidrat ve posa da içerir. Çocuklar genellikle doğal şeker kaynağı olan meyveleri severler. Günde 2-3 porsiyonmeyve yemeleri önerilmektedir.

. Çocukların okulda tüketebilecekleri ara öğünler evde hazırlanmalı ve beslenme çantası oluşturulmalıdır. Böylece çocuklar hem aç kalmazlar, kendilerini yorgun hissetmezler hem de okul başarılarında düşme görülme riski azalmış olur. Beslenme çantasına; sandviç, tost, sebze çubukları, ayran, meyve, ceviz/badem/fındık gibi yağlı tohumlar konulabilir.

. Çocuklara demli çay, kahve, gazlı içecek ve hazır meyve suları verilmemeli, bunların yerine su, süt, ayran gibi sağlıklı içecek alternatifleri sunulmalıdır.

. Bu dönemde çocuklarda kabızlık sık görülen bir sorundur. Bunun en önemli sebepleri; çocukların fazla süt tüketmesi (günde 500 cc’ den fazla), posa tüketiminin az olması (meyve, sebze, tahıl ürünleri) ve su içme alışkanlığının oturmamasıdır. Bunu engellemek için süt tüketimi günde 2-3 bardak ile sınırlandırılmalı, her gün sebze, meyve, tahıl ürünleri (ekmek, ev yapımı kek, börek, kepekli makarna, esmer pirinç vs.) tüketilmeli ve susayınca değil düzenli olarak su içme alışkanlığının oluşturulması gereklidir.

. Demir eksikliği anemisinin görülmemesi için her gün ihtiyaç kadar et grubu (özellikle kırmızı et) tüketilmelidir.

. İyot genellikle deniz ürünlerinde bulunur. Ancak iyodun yeterli miktarda alınabilmesi için iyotlu tuz kullanımı gereklidir, bu yüzden çocukların kullanacağı tuz mutlaka iyottan zenginleştirilmiş tuz olmalıdır.

. Hazır ürünleri ve fast food tüketmeye yatkın olan çocuklar yağ ve şeker içeriği yüksek yiyecekleri fazla tüketirler. Bunun sonucunda başta obezite olmak üzere birçok rahatsızlık görülebilir. Bunları önlemek için çocuklara her istedikleri alınmamalı, olabildiğince fast fooddan uzak durulmalı, fast foodun düzenli tüketimine karşı çıkılmalıdır.

. Şekerli ürünlerin fazla tüketimi çocuklar arasında sık görülen diş çürüklerine neden olmaktadır. Bu durumu engellemek için öncelikle çocukların şeker tüketme durumu azaltılmalıdır ve çocuklara diş fırçalama alışkanlığı aşılanmalıdır.

. Okul çocuklarında beslenme alışkanlıkları öncelikle ailenin beslenme tarzından sonra da arkadaş çevresi, reklamlar ve sosyal çevreden etkilenerek oluşmaktadır. Bu yüzden ailedeki her birey sofrada aynı yemeği yemeli ve çocuğa örnek olmalıdır. Özellikle sebze tüketiminin zor olması aileyi zorlamaktadır, bir de babanın veya annenin sebze yememesi çocuğun da ona örnek olmasına neden olmaktadır. Bu yüzden beslenme eğitimi önce evde daha sonra dışarıda başlamalıdır. Aileler bu konuda bilinçlendirilmeli, çocuklarına iyi bir şekilde örnek oluşturmalıdırlar.

. Her çocuk imkanı dahilinde fiziksel aktivite yapmalıdır. Hem sosyal ilişkilerin gelişmesi hem de kemik yapısının sağlam bir şekilde oluşması açısından fiziksel aktivite şarttır.

kurban eti

Veteriner kontrolünde uygun koşullarda kesilen kurban etini saklama konusunda dikkat etmeniz gereken unsurlar vardır.

  1. Kurban eti kesildikten sonra Rigor mortis denilen ölüm sertliği gerçekleşir.Bu sebeple mutlaka 1-2 gece buzdolabında bekletilip dinlendirilmelidir. Bekleyen et daha iyi pişmek için hazır hale gelir. Bekleyen etler kıymalık, kuşbaşılık, pirzola, biftek ve bonfilelik olarak ayrılmalı, günlük pişirilecek miktarlara bölünmeli yağlı kağıtlara sarılarak -2 derecede 7 gün ve buzdolabı poşetlerine konulup derin dondurucuda -32 derecede dondurarak maksimum 3 ay içinde tüketilecek şekilde saklanmalıdır.
  2. Et protein açısından zengin bir besin olduğu için dışarıda hava ile temas edecek şekilde bekletilmesi veya çözdürülen etin tekrar dondurması soğuk zinciri bozduğu için renk değişimlerine,bozulmalara hatta ciddi zehirlenmelere sebep olabilir.
  3. Eti buzlarının çözdürülmesi için kaloriferin üzerine koymak,açıkta bekletmek veya akan suyla yıkamak doğru değildir.Eti hemen pişirmek gerekir.Ekstra yağ ilavesine gerek yoktur.Etin bileşimindeki yağ bunun için yeterlidir.
  4. Doğru pişirme yöntemleri olan ızgara,haşlama ve fırında pişirme yöntemleri kullanılmalıdır.
  5. Izgara ile pişirme yapıldığında et ile ateş arasındaki mesafe en az 15 cm mesafede olmalıdır.Çünkü kanserojen maddeler yanma reaksiyonu ile oluşmaktadır.
  6. Kuyruk yağı,iç yağı gibi doymuş yağlar kalp ve damar hastalıkları açısından tehlike oluşturduğu için tüketilmemelidir.
  7. Sakatatlar yani organ etleri hijyenik olmadığı için kesinlikle tüketilmemelidir.
hhggfh

Obezitenin(aşırı kilo alımı)yaygın olduğu artık bir hastalık olarak kabul edildiği günümüzde zayıflama birçok kişi için önemli bir konu olmaktadır.

Sosyal çevrenin baskısı ve reklamlar zayıf olmaya özendirdiği  için toplumda sağlıklı kalmanın öneminden çok özellikle dış görünüşünü değiştirmek isteyen sadece bu konuya odaklanan insanların sayısı azımsanmayacak şekilde artmaktadır.

Durum böyle olunca kısa zamanda hedeflediği kiloya ulaşmak isteyen bireylerin de sağlıklarını tehlikeye atması an meselesi olabilir.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgiye kolay ulaşabilmenin avantajının yanında dezavantaj olarak bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız.

İnternet,gazete,radyo ve televizyonlarda kaynağı belli olmayan bilgiler,detoks tarifleri,zayıflama diyetleri,şok diyetler,zayıflama ilaçları ve çaylarının popülerlik yolunda ilerleyişinin ardı arkası kesilmiyor.Hatta ünlülerin güvenilirliğinden faydalanıp reklam politikaları uygulanıyor.Reklam yüzü oldukları markaların ürünleri sosyal medya üzerinden paylaşılarak daha çok kişiye ulaşılması hedefleniyor.Zayıflama ilaçlarını kullanan birçok kişi karaciğer yetmezliğinden veya çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybediyor.

Dukan diyeti gibi yüksek proteinli diyetlerin uzun süre uygulanmasından sonra böbreklere düşen yük artacağından börek hastalıkları görülme riski artmaktadır.Karatay diyetinde olduğu gibi ekmeğin olmadığı,doymuş(katı)yağlarının tüketiminin artması ile liften fakir,fazla yağ ve et tüketimine bağlı kolestrol sorununuz oluşabilir.Karın bölgesindeki yağlanma sebebiyle kardiyovasküler hastalıklara yatkınlık,karaciğer yağlanması görülebilir.

Peki hiç düşündünüz mü? Bu diyetler,bilgiler sizin için ne kadar doğru..

Yaşınıza,boyunuza,kilonuza,fiziksel aktivitenize,yaşam biçiminize ve varsa sağlık sorunlarınıza uygun olan bir diyeti yalnızca bu mesleğin eğitimini almış ve güvenilir bilgiyi size öğretecek kişi diyetisyendir.Önemli olan besin çeşitliliği,bireye özgü beslenme planı ve porsiyon kontrolüdür.Sağlığınızla oynamayın.

cvcv

Kilo vermek için dikkat etmeniz gereken unsurlardan biri de vücudunuzdaki yağ oranı. Peki ideal yağ oranı kaç olmalı?

Aynı boy ve kilodaki iki kişinin görüntüsü çok farklı olabilir.Bu noktada yağ yüzdeniz diyetinizde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biridir.Obezitenin yaygınlaştığı şu günlerde yağ yüzdenize kilonuzdan daha çok dikkat etmeniz gerekir.Dünya Sağlık Örgütüne göre yağ yüzdesinin %23 ile %33 aralığında olması gerekir.Kas ise kg olarak 15.6-26.8 aralığında olmalıdır.Yaş ve cinsiyete göre bu aralıklar değişmektedir.Doğru bir diyette hedef yağ kayıplarıdır.Kaslarınızı korumak ise en doğrusudur. İdeal yağ oranı kadınlarda yüzde 25, erkeklerde yüzde 15’dir.Yağ oranı arttıkça başta obezite olmak üzere kardiyovasküler hastalıklara alt yapı hazırlamaktadır.
Karbonhidratlardan sonra vücudun ikinci enerji kaynağı olan yağlar; (A,D,E ve K) gibi yağda eriyen vitaminler, yedek enerji depomuz olması, organların korunması gibi görevler üstlendiğinden vücudumuzun yegane ihtiyaçlarından. Vücuttaki yağ miktarının, sağlığı etkileyecek şekilde artışında ise kişilerin obezite olması kaçınılmaz oluyor.Bu sebeple vücudumuzda yağlarada ihtiyacı vardır.

Diyet örüntüsünde doymuş yağlar (tereyağ,krema,kaymak,kuyruk yağı,margarin..vb) hayvansal ürünlerde bulunan ve bu ürünlerde yapılan besinlerin bileşiminde bulunan yağlardır. Trans yağlar ise,yağların çok yüksek sıcaklıklarda ısıtılması,kızartılması,defalarca kullanılması veya margarinlerin üretimi sırasında bitkisel sıvı yağların kısmi hidrojenasyonu ile oluşabilir.Doymuş ve trans yağlar,LDL(kötü) kolestrolü artırırken HDL(iyi) kolestrolü azaltabilir.LDL kolestrolün damarlarda birikmesine yol açar.Damarlarda biriken kolestrol bir süre sonra kalbe giden kan akımını da engelleyerek halk arasında damar sertliği olarak anılan ateroskleroza neden olur.Bunun sonucunda kardiyovasküler hastalıklara yani kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de artırır.Bu nedenle doymuş yağlar,sağlıksız olup mümkün olduğu kadar az tüketilmesi gereken yağlardandır.Diyetinizde doymamış yağlardan olan zeytinyağı,omega 3-6 gibi yağlara yer vermeniz gereklidir.

dovme silme

Dövmenin içerdiği sıvı karbon molekülü içeren bir boyadır ve vücutta hücre içine çöktüğü için vücut bunu dışarı atamaz. Lazer ışını bu boya partiküllerince emilince patlar ve bu karbon molekülleri hücre dışına çıkar. Hücre dışında vücuttaki çöpçü hücrelerce toplanarak vücuttan uzaklaştırılır. Bu uzaklaştırma süresi iki seans arasıdır ve ortalama en az 1 ay süre almaktadır.

Lazer uygulamasından hemen sonra dövme rengi beyaz ya da ten rengine döner. Dövmenin bölgesi kabarabilir yada etrafında hafif bir kızarıklık olabilir. İlk gün dövmeli bölge antibiyotikli krem sürerek pansumanla kapatılır. Ertesi gün ciltte kabuklanma ya  da pullanma olur.  Günlük antibiyotikli krem kullanımı tavsiye edilir ve kabuklanmalar genellikle 3-7 gün içinde geçer. Dövme renginin büyük oranda açıldığı görülür ve dövme içinde yuvarlak halkalar şeklinde cilt ten rengine geri dönmeye başlar. Her seans sonrası aynı görünüm oluşur. Ama özellikle ilk 3 seanstan sonra dövmedeki boya ciddi miktarda azaldığı için kabuklanma ve kabarıklıklar minimal olur ya da olmayabilir.

Dövme sildirme için lazer uygulaması ağrı eşiği kişiden kişiye farklılık gösterse de temel olarak ağrılı bir işlemdir. Bu yüzden işlem öncesi lokal anestezik uygulaması ya da krem uygulaması işlemin acısız olmasını sağlar. Her bir seans dövmelerin büyüklüğüne göre 1-30 dk arası sürer. Uygulama 3-6 hafta ara ile 6-8 seans yapılır. Lazer ışınına duyarlılığı; Dövmede kullanılan boya türleri farklılık gösterebilir.

hhhhhh

Dengeli ve düzenli beslenmek şüphesiz sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlar arasındadır.Mevsimsel değişiklikler beslenmemiz üzerinde etkili olabilir.Özellikle yaz ayları sıcaklıkların artması ile birlikte kronik hastalıklarda(hipertansiyon,diyabet,kalp hastalıkları..vb.) artış görülebilir.

Öğün atlamayın..kahvaltısız güne başlamayın.

Sağlıklı beslenmenin ilk kurallarından biri öğün atlamamaktır.3 ana + 3 ara şeklinde beslenmek kan şekeri dengelenmesinde ve bir sonraki öğünde fazla kalori alımının önüne geçecektir.Geç kahvaltılar öğle yemeğinin atlanmasına sebep olabilir.2.5 maksimum 4 saat aralıklarla beslenmek gerekir.

Günde en az 8-10 bardak su için.

Yetersiz sıvı tüketimi ile bulantı,baş dönmesi,dikkat eksikliği,baş ağrısı,bayılma ve baş dönmesi gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Kadınlarda 2-2.5 litre erkekler de sıvı tüketimi 3 litreye kadar çıkabilir.Su tüketiminde zorlanıyorsanız suyunuzu daha keyifli içmek için meyveler, çubuk tarçın ve karanfil ile tatlandırabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki her şeyin çoğu zararlı olduğu gibi 5 litreye yakın su içmek toksik etki yaratabilir.Terleme ile kaybettiğimiz mineralleri eğer tansiyon sorununuz yoksa günde 1 tane maden suyu ve su tüketiminize dikkat ederek dengeleyebilirsiniz.

Ara öğünlerinizde sağlıklı tercihler yapın.

Azalan sıvı tüketimine bağlı kahve.çay,asitli içecekler,soğuk çaylar ve limonata gibi içecekler yerine ayran,kefir,süt tercih edebilirsiniz.Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü tatlılar ve dondurma tercih edebilirsiniz.

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye gayret gösterin.

Bağışık sisteminizi güçlendirmek,hastalıklara karşı direncinizi arttırmak için vitamin ve minerallere de ihtiyacımız vardır.Meyve ve sebzelerdeki antioksidan bileşenler kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir.Meyve ve sebzelerden günde 5 porsiyon tüketmeye çalışmalıyız. Meyve ve sebzelerin iyi yıkandığından emin olmalı gerekirse sirkeli suda bekletmeliyiz.

Pişirme tekniklerine dikkat etmeliyiz.

Kızartmadan ve fazla yağlı yüksek kalorili besinlerden uzak durmalıyız.Hafif sebze yemekleri tercih etmeliyiz.Fırında,ızgara ve haşlama yöntemleri kullanmalıyız.Mangal gibi kırmızı etin direk ateşe mağruz kalması ile kanserojen bileşenlerin oluşumunu hızlandıran yöntemlerden kaçınmalıyız.

Tuz tüketimi günde 5 gramı geçmemelidir.

Fazla tuz tüketimi ödem yapacağı için konserveler,sucuk-salam gibi işlenmiş gıdalardan, salamura ürünlerden,turşu,şalgam ve tuzlu peynirlerden uzak durmalıyız.

Son olarak ise sıcakların etkisi ile bozulmaların önüne geçmek için

Bilinçli tüketiciler olarak sağlıklı tercihler yapmak için; etiket okuma alışkanlığı edinmeli,ürünlerin üzerindeki üretim ve son kullanma tarihi gibi önemli bilgileri kontrol etmeliyiz.Etiket üzerinde yazan saklama koşullarına dikkat etmeliyiz.Yemekleri dışarıda bekletmemeliyiz.Dışarıda satılan paketli olmayan ürünleri tercih etmemeliyiz.Mayonez,yumurta,süt,et(balık,tavuk) grubu gibi sıcakta mikroorganizmaların çabuk etki göstereceği ürünler için ise daha özenli olmalıyız.Bu yöntemleri uygulayarak zehirlenmelerin önüne geçebiliriz.

Bayramda Beslenme

Ramazan bayramı, 29 gün oruç tuttuktan sonra eski beslenme alışkanlıklarımıza döndüğümüz bir dönemdir. Bireyler, güzel geçen ramazan dönemini yağlı yemekler, şerbetli tatlılar ile kutlar, sevdikleriyle birlikte midelerine bayram ettirirler. Peki ramazan sonrası böyle bir beslenme şekli ne kadar doğrudur? Ramazan bayramında nasıl beslenilmelidir?

. 12-13 saatlik açlığa alışan vücut, 3 günlük bayram boyunca her ikram edileni tükettiğinde sarsılmakta, sindiremeyip ve yediklerini yağ olarak depolamaya gitmekte, kilo alınmaya başlamaktadır. Bu nedenle bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının dışına çıkılmaması gereklidir.

. Oruç tutma ile birlikte günlük öğün sayısı 2-3 olup, uzun süreli açlık sonucunda metabolizma yavaşlamaktadır. Bu nedenle bayram sonrası yavaş çalışan metabolizmayı hızlandırmak için bol su, enerji değeri düşük besinler, hafif yemekler tüketmek ve yakın mesafe yerlere yürüyerek gidilmesi uygundur

. Güne mutlaka protein ağırlıklı bir kahvaltıyla başlamak idealdir. Kahvaltıda tüketilen süt, yoğurt, yumurta, peynir metabolizmayı hızlandırarak güne daha zinde başlamanızı sağlar.

. Gün içerisinde ikram edilen tatlılar nedeniyle öğünlerde kızartmalı, şekerli, hamur işi yemeklerden uzak durulmalıdır.

. Bayramda tüketilen çayın, kahvenin miktarı diğer zamanlara göre daha fazla olacağı için su içmek ihmal edilmemeli, her zaman yanınızda su taşımalısınız. Açık çay, 1,2 bardak kahve, 1, 2 şişe sade maden sodası ve bol su içerek içecek ikramlarını geri çevirmeden sıvı ihtiyacınızı karşılayın.

. Yaşlılar, hipertansiyon hastaları çay ve kahve tüketimlerine dikkat etmelilerdir.
. Tatlı tercihleri olabildiğince meyveli tatlılar, sütlü tatlılar veya az miktarda bitter çikolata olacak şekilde yapılmalıdır.

.Bu bayramda şeker, tatlı ve çikolata tüketimi fazla olacağı için gelen ikramların ¾’ünü ‘hayır teşekkürler, ben çok tokum’ şeklinde geri çevrilmelidir. Özellikle diyabet hastaları şeker tüketiminde uzak durmalıdır, ara öğünlerinde kuru yemiş veya ½ porsiyon sütlü tatlı tercih etmelilerdir.

. Çikolata ve tatlı tüketiminin fazlası çocuklarda ishal, diş çürükleri, kusma gibi semptomlara neden olduğu için çocuklara meyve tatlıları, dondurma, sütlü tatlıları gibi tatlılar tercih edilmelidir.

. Ana öğünlerde mutlaka çiğ sebze/ salata bulunmalıdır. Siz de size gelen misafirlerinize sağlıklı et yemeklerinin yanına salata, zeytinyağlı sebze veya sebze meze ikram etmeyi unutmayınız.

. Bayanların metabolizma hızı erkeklere göre daha düşük olduğu için yemeklerin miktarına dikkat etmeleri gerekiyor.

. Bayramın ilk günlerinde 1, 2 ikramı kabul edip ‘ya hep ya hiç’ kuralını uygulayıp diyetinizi/ sağlıklı beslenme şeklinizi bozmayın, ‘ bir iki çatal bu ikramdan alayım, diğer öğünümde dengelerim’ veya ‘ yarın mutlaka yürüyüşe çıkmalıyım’ diye düşünüp beslenmenizde dengeyi oluşturun.

. Sofrada sevdiklerinizle güzel bir şekilde sohbet ederken yediğiniz yemeğin miktarını kaçırmayın, sofraya oturmadan önce tüketmeniz gereken miktarları tabağınıza alın, yemeğiniz 15-20 dakika içinde bittikten sonra sofradan kalkın veya sevdiklerinize su, şekersiz komposto/ hoşaf ile eşlik edin.

. Sofrada bulunan her yemeğin tadına bakılmamalı, tabağınızın ¼’ünü proteinli bir yemek (et yemekleri, kuru baklagil yemekleri), ¼’ünü tahıllı bir besin (ekmek, kepekli makarna, esmer pirinç vs.), ½’sini çiğ sebze veya az yağlı zeytinyağlı sebze yemeği/ meze, bu tabağın yanında da 1 bardak yoğurt veya ayran veya cacık olmalıdır.

. Yemekten sonra tüketilen şerbetli tatlılara kolay kolay hayır diyemiyorsanız, günde 1 kere, yarım porsiyon tatlıyı tüketin, o gün içinde sebze ağırlıklı beslenin.
. Öğlen ziyaretlerde genellikle yağlı, etli yemekler tüketileceği için akşam daha hafif sebze yemekleri, küçük bir tost veya yoğurt+ musli gibi hafif tercihler yapılması doğru olur.

. Öğünlerin hızlı, çiğnenmeden yutulur şekilde yenmesi midede şişkinliğe, halsizliğe, bağırsak sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle öğünlerinizi yavaş yiyin, iyi çiğneyin ve miktarında tüketmeye dikkat edin.

. Yatmadan 2 saat önceden besin alımını bırakın, sadece su için.

. Bayram sonrası tekrar tüketilmeye başlanan alkol, miktarına dikkat edilmediği sürece kilo almaya neden olmaktadır. Erkeklerde günlük alkol tüketiminin 2 birim, bayanlarda 1 birim olduğu dikkate alınarak tüketilmelidir.

* Kronik rahatsızlığı olanlar, kalp, hipertansiyon, şeker (diyabet) hastaları, kolesterol değerleri yüksek olanlar, kilo problemi olan kişiler bayramda da beslenme programlarını bozmamalıdır, yağlı, şekerli, tuzlu besinleri tüketmekten kaçınmalılardır.

* Tatlı tüketimine hayır diyemeyen bazı Tip 1 diyabet hastaları, tatlı yiyebilmek için insülin dozlarını arttırmaya gitmektelerdir. Bu doğru bir işlem değildir, ileriye dönük daha zarar verici etkiye neden olmaktadır.

Page 1 of 51 2 3 5

2015 © Tüm Hakları Saklıdır - Nutra System Polikliniği