hhggfh

Obezitenin(aşırı kilo alımı)yaygın olduğu artık bir hastalık olarak kabul edildiği günümüzde zayıflama birçok kişi için önemli bir konu olmaktadır.

Sosyal çevrenin baskısı ve reklamlar zayıf olmaya özendirdiği  için toplumda sağlıklı kalmanın öneminden çok özellikle dış görünüşünü değiştirmek isteyen sadece bu konuya odaklanan insanların sayısı azımsanmayacak şekilde artmaktadır.

Durum böyle olunca kısa zamanda hedeflediği kiloya ulaşmak isteyen bireylerin de sağlıklarını tehlikeye atması an meselesi olabilir.Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgiye kolay ulaşabilmenin avantajının yanında dezavantaj olarak bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız.

İnternet,gazete,radyo ve televizyonlarda kaynağı belli olmayan bilgiler,detoks tarifleri,zayıflama diyetleri,şok diyetler,zayıflama ilaçları ve çaylarının popülerlik yolunda ilerleyişinin ardı arkası kesilmiyor.Hatta ünlülerin güvenilirliğinden faydalanıp reklam politikaları uygulanıyor.Reklam yüzü oldukları markaların ürünleri sosyal medya üzerinden paylaşılarak daha çok kişiye ulaşılması hedefleniyor.Zayıflama ilaçlarını kullanan birçok kişi karaciğer yetmezliğinden veya çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybediyor.

Dukan diyeti gibi yüksek proteinli diyetlerin uzun süre uygulanmasından sonra böbreklere düşen yük artacağından börek hastalıkları görülme riski artmaktadır.Karatay diyetinde olduğu gibi ekmeğin olmadığı,doymuş(katı)yağlarının tüketiminin artması ile liften fakir,fazla yağ ve et tüketimine bağlı kolestrol sorununuz oluşabilir.Karın bölgesindeki yağlanma sebebiyle kardiyovasküler hastalıklara yatkınlık,karaciğer yağlanması görülebilir.

Peki hiç düşündünüz mü? Bu diyetler,bilgiler sizin için ne kadar doğru..

Yaşınıza,boyunuza,kilonuza,fiziksel aktivitenize,yaşam biçiminize ve varsa sağlık sorunlarınıza uygun olan bir diyeti yalnızca bu mesleğin eğitimini almış ve güvenilir bilgiyi size öğretecek kişi diyetisyendir.Önemli olan besin çeşitliliği,bireye özgü beslenme planı ve porsiyon kontrolüdür.Sağlığınızla oynamayın.

cvcv

Kilo vermek için dikkat etmeniz gereken unsurlardan biri de vücudunuzdaki yağ oranı. Peki ideal yağ oranı kaç olmalı?

Aynı boy ve kilodaki iki kişinin görüntüsü çok farklı olabilir.Bu noktada yağ yüzdeniz diyetinizde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan biridir.Obezitenin yaygınlaştığı şu günlerde yağ yüzdenize kilonuzdan daha çok dikkat etmeniz gerekir.Dünya Sağlık Örgütüne göre yağ yüzdesinin %23 ile %33 aralığında olması gerekir.Kas ise kg olarak 15.6-26.8 aralığında olmalıdır.Yaş ve cinsiyete göre bu aralıklar değişmektedir.Doğru bir diyette hedef yağ kayıplarıdır.Kaslarınızı korumak ise en doğrusudur. İdeal yağ oranı kadınlarda yüzde 25, erkeklerde yüzde 15’dir.Yağ oranı arttıkça başta obezite olmak üzere kardiyovasküler hastalıklara alt yapı hazırlamaktadır.
Karbonhidratlardan sonra vücudun ikinci enerji kaynağı olan yağlar; (A,D,E ve K) gibi yağda eriyen vitaminler, yedek enerji depomuz olması, organların korunması gibi görevler üstlendiğinden vücudumuzun yegane ihtiyaçlarından. Vücuttaki yağ miktarının, sağlığı etkileyecek şekilde artışında ise kişilerin obezite olması kaçınılmaz oluyor.Bu sebeple vücudumuzda yağlarada ihtiyacı vardır.

Diyet örüntüsünde doymuş yağlar (tereyağ,krema,kaymak,kuyruk yağı,margarin..vb) hayvansal ürünlerde bulunan ve bu ürünlerde yapılan besinlerin bileşiminde bulunan yağlardır. Trans yağlar ise,yağların çok yüksek sıcaklıklarda ısıtılması,kızartılması,defalarca kullanılması veya margarinlerin üretimi sırasında bitkisel sıvı yağların kısmi hidrojenasyonu ile oluşabilir.Doymuş ve trans yağlar,LDL(kötü) kolestrolü artırırken HDL(iyi) kolestrolü azaltabilir.LDL kolestrolün damarlarda birikmesine yol açar.Damarlarda biriken kolestrol bir süre sonra kalbe giden kan akımını da engelleyerek halk arasında damar sertliği olarak anılan ateroskleroza neden olur.Bunun sonucunda kardiyovasküler hastalıklara yani kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini de artırır.Bu nedenle doymuş yağlar,sağlıksız olup mümkün olduğu kadar az tüketilmesi gereken yağlardandır.Diyetinizde doymamış yağlardan olan zeytinyağı,omega 3-6 gibi yağlara yer vermeniz gereklidir.

dovme silme

Dövmenin içerdiği sıvı karbon molekülü içeren bir boyadır ve vücutta hücre içine çöktüğü için vücut bunu dışarı atamaz. Lazer ışını bu boya partiküllerince emilince patlar ve bu karbon molekülleri hücre dışına çıkar. Hücre dışında vücuttaki çöpçü hücrelerce toplanarak vücuttan uzaklaştırılır. Bu uzaklaştırma süresi iki seans arasıdır ve ortalama en az 1 ay süre almaktadır.

Lazer uygulamasından hemen sonra dövme rengi beyaz ya da ten rengine döner. Dövmenin bölgesi kabarabilir yada etrafında hafif bir kızarıklık olabilir. İlk gün dövmeli bölge antibiyotikli krem sürerek pansumanla kapatılır. Ertesi gün ciltte kabuklanma ya  da pullanma olur.  Günlük antibiyotikli krem kullanımı tavsiye edilir ve kabuklanmalar genellikle 3-7 gün içinde geçer. Dövme renginin büyük oranda açıldığı görülür ve dövme içinde yuvarlak halkalar şeklinde cilt ten rengine geri dönmeye başlar. Her seans sonrası aynı görünüm oluşur. Ama özellikle ilk 3 seanstan sonra dövmedeki boya ciddi miktarda azaldığı için kabuklanma ve kabarıklıklar minimal olur ya da olmayabilir.

Dövme sildirme için lazer uygulaması ağrı eşiği kişiden kişiye farklılık gösterse de temel olarak ağrılı bir işlemdir. Bu yüzden işlem öncesi lokal anestezik uygulaması ya da krem uygulaması işlemin acısız olmasını sağlar. Her bir seans dövmelerin büyüklüğüne göre 1-30 dk arası sürer. Uygulama 3-6 hafta ara ile 6-8 seans yapılır. Lazer ışınına duyarlılığı; Dövmede kullanılan boya türleri farklılık gösterebilir.

hhhhhh

Dengeli ve düzenli beslenmek şüphesiz sağlıklı yaşam için olmazsa olmazlar arasındadır.Mevsimsel değişiklikler beslenmemiz üzerinde etkili olabilir.Özellikle yaz ayları sıcaklıkların artması ile birlikte kronik hastalıklarda(hipertansiyon,diyabet,kalp hastalıkları..vb.) artış görülebilir.

Öğün atlamayın..kahvaltısız güne başlamayın.

Sağlıklı beslenmenin ilk kurallarından biri öğün atlamamaktır.3 ana + 3 ara şeklinde beslenmek kan şekeri dengelenmesinde ve bir sonraki öğünde fazla kalori alımının önüne geçecektir.Geç kahvaltılar öğle yemeğinin atlanmasına sebep olabilir.2.5 maksimum 4 saat aralıklarla beslenmek gerekir.

Günde en az 8-10 bardak su için.

Yetersiz sıvı tüketimi ile bulantı,baş dönmesi,dikkat eksikliği,baş ağrısı,bayılma ve baş dönmesi gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Kadınlarda 2-2.5 litre erkekler de sıvı tüketimi 3 litreye kadar çıkabilir.Su tüketiminde zorlanıyorsanız suyunuzu daha keyifli içmek için meyveler, çubuk tarçın ve karanfil ile tatlandırabilirsiniz. Unutulmamalıdır ki her şeyin çoğu zararlı olduğu gibi 5 litreye yakın su içmek toksik etki yaratabilir.Terleme ile kaybettiğimiz mineralleri eğer tansiyon sorununuz yoksa günde 1 tane maden suyu ve su tüketiminize dikkat ederek dengeleyebilirsiniz.

Ara öğünlerinizde sağlıklı tercihler yapın.

Azalan sıvı tüketimine bağlı kahve.çay,asitli içecekler,soğuk çaylar ve limonata gibi içecekler yerine ayran,kefir,süt tercih edebilirsiniz.Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine sütlü tatlılar ve dondurma tercih edebilirsiniz.

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeye gayret gösterin.

Bağışık sisteminizi güçlendirmek,hastalıklara karşı direncinizi arttırmak için vitamin ve minerallere de ihtiyacımız vardır.Meyve ve sebzelerdeki antioksidan bileşenler kansere karşı koruyucu etkiye sahiptir.Meyve ve sebzelerden günde 5 porsiyon tüketmeye çalışmalıyız. Meyve ve sebzelerin iyi yıkandığından emin olmalı gerekirse sirkeli suda bekletmeliyiz.

Pişirme tekniklerine dikkat etmeliyiz.

Kızartmadan ve fazla yağlı yüksek kalorili besinlerden uzak durmalıyız.Hafif sebze yemekleri tercih etmeliyiz.Fırında,ızgara ve haşlama yöntemleri kullanmalıyız.Mangal gibi kırmızı etin direk ateşe mağruz kalması ile kanserojen bileşenlerin oluşumunu hızlandıran yöntemlerden kaçınmalıyız.

Tuz tüketimi günde 5 gramı geçmemelidir.

Fazla tuz tüketimi ödem yapacağı için konserveler,sucuk-salam gibi işlenmiş gıdalardan, salamura ürünlerden,turşu,şalgam ve tuzlu peynirlerden uzak durmalıyız.

Son olarak ise sıcakların etkisi ile bozulmaların önüne geçmek için

Bilinçli tüketiciler olarak sağlıklı tercihler yapmak için; etiket okuma alışkanlığı edinmeli,ürünlerin üzerindeki üretim ve son kullanma tarihi gibi önemli bilgileri kontrol etmeliyiz.Etiket üzerinde yazan saklama koşullarına dikkat etmeliyiz.Yemekleri dışarıda bekletmemeliyiz.Dışarıda satılan paketli olmayan ürünleri tercih etmemeliyiz.Mayonez,yumurta,süt,et(balık,tavuk) grubu gibi sıcakta mikroorganizmaların çabuk etki göstereceği ürünler için ise daha özenli olmalıyız.Bu yöntemleri uygulayarak zehirlenmelerin önüne geçebiliriz.

Bayramda Beslenme

Ramazan bayramı, 29 gün oruç tuttuktan sonra eski beslenme alışkanlıklarımıza döndüğümüz bir dönemdir. Bireyler, güzel geçen ramazan dönemini yağlı yemekler, şerbetli tatlılar ile kutlar, sevdikleriyle birlikte midelerine bayram ettirirler. Peki ramazan sonrası böyle bir beslenme şekli ne kadar doğrudur? Ramazan bayramında nasıl beslenilmelidir?

. 12-13 saatlik açlığa alışan vücut, 3 günlük bayram boyunca her ikram edileni tükettiğinde sarsılmakta, sindiremeyip ve yediklerini yağ olarak depolamaya gitmekte, kilo alınmaya başlamaktadır. Bu nedenle bu dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının dışına çıkılmaması gereklidir.

. Oruç tutma ile birlikte günlük öğün sayısı 2-3 olup, uzun süreli açlık sonucunda metabolizma yavaşlamaktadır. Bu nedenle bayram sonrası yavaş çalışan metabolizmayı hızlandırmak için bol su, enerji değeri düşük besinler, hafif yemekler tüketmek ve yakın mesafe yerlere yürüyerek gidilmesi uygundur

. Güne mutlaka protein ağırlıklı bir kahvaltıyla başlamak idealdir. Kahvaltıda tüketilen süt, yoğurt, yumurta, peynir metabolizmayı hızlandırarak güne daha zinde başlamanızı sağlar.

. Gün içerisinde ikram edilen tatlılar nedeniyle öğünlerde kızartmalı, şekerli, hamur işi yemeklerden uzak durulmalıdır.

. Bayramda tüketilen çayın, kahvenin miktarı diğer zamanlara göre daha fazla olacağı için su içmek ihmal edilmemeli, her zaman yanınızda su taşımalısınız. Açık çay, 1,2 bardak kahve, 1, 2 şişe sade maden sodası ve bol su içerek içecek ikramlarını geri çevirmeden sıvı ihtiyacınızı karşılayın.

. Yaşlılar, hipertansiyon hastaları çay ve kahve tüketimlerine dikkat etmelilerdir.
. Tatlı tercihleri olabildiğince meyveli tatlılar, sütlü tatlılar veya az miktarda bitter çikolata olacak şekilde yapılmalıdır.

.Bu bayramda şeker, tatlı ve çikolata tüketimi fazla olacağı için gelen ikramların ¾’ünü ‘hayır teşekkürler, ben çok tokum’ şeklinde geri çevrilmelidir. Özellikle diyabet hastaları şeker tüketiminde uzak durmalıdır, ara öğünlerinde kuru yemiş veya ½ porsiyon sütlü tatlı tercih etmelilerdir.

. Çikolata ve tatlı tüketiminin fazlası çocuklarda ishal, diş çürükleri, kusma gibi semptomlara neden olduğu için çocuklara meyve tatlıları, dondurma, sütlü tatlıları gibi tatlılar tercih edilmelidir.

. Ana öğünlerde mutlaka çiğ sebze/ salata bulunmalıdır. Siz de size gelen misafirlerinize sağlıklı et yemeklerinin yanına salata, zeytinyağlı sebze veya sebze meze ikram etmeyi unutmayınız.

. Bayanların metabolizma hızı erkeklere göre daha düşük olduğu için yemeklerin miktarına dikkat etmeleri gerekiyor.

. Bayramın ilk günlerinde 1, 2 ikramı kabul edip ‘ya hep ya hiç’ kuralını uygulayıp diyetinizi/ sağlıklı beslenme şeklinizi bozmayın, ‘ bir iki çatal bu ikramdan alayım, diğer öğünümde dengelerim’ veya ‘ yarın mutlaka yürüyüşe çıkmalıyım’ diye düşünüp beslenmenizde dengeyi oluşturun.

. Sofrada sevdiklerinizle güzel bir şekilde sohbet ederken yediğiniz yemeğin miktarını kaçırmayın, sofraya oturmadan önce tüketmeniz gereken miktarları tabağınıza alın, yemeğiniz 15-20 dakika içinde bittikten sonra sofradan kalkın veya sevdiklerinize su, şekersiz komposto/ hoşaf ile eşlik edin.

. Sofrada bulunan her yemeğin tadına bakılmamalı, tabağınızın ¼’ünü proteinli bir yemek (et yemekleri, kuru baklagil yemekleri), ¼’ünü tahıllı bir besin (ekmek, kepekli makarna, esmer pirinç vs.), ½’sini çiğ sebze veya az yağlı zeytinyağlı sebze yemeği/ meze, bu tabağın yanında da 1 bardak yoğurt veya ayran veya cacık olmalıdır.

. Yemekten sonra tüketilen şerbetli tatlılara kolay kolay hayır diyemiyorsanız, günde 1 kere, yarım porsiyon tatlıyı tüketin, o gün içinde sebze ağırlıklı beslenin.
. Öğlen ziyaretlerde genellikle yağlı, etli yemekler tüketileceği için akşam daha hafif sebze yemekleri, küçük bir tost veya yoğurt+ musli gibi hafif tercihler yapılması doğru olur.

. Öğünlerin hızlı, çiğnenmeden yutulur şekilde yenmesi midede şişkinliğe, halsizliğe, bağırsak sorunlarına neden olabilmektedir. Bu nedenle öğünlerinizi yavaş yiyin, iyi çiğneyin ve miktarında tüketmeye dikkat edin.

. Yatmadan 2 saat önceden besin alımını bırakın, sadece su için.

. Bayram sonrası tekrar tüketilmeye başlanan alkol, miktarına dikkat edilmediği sürece kilo almaya neden olmaktadır. Erkeklerde günlük alkol tüketiminin 2 birim, bayanlarda 1 birim olduğu dikkate alınarak tüketilmelidir.

* Kronik rahatsızlığı olanlar, kalp, hipertansiyon, şeker (diyabet) hastaları, kolesterol değerleri yüksek olanlar, kilo problemi olan kişiler bayramda da beslenme programlarını bozmamalıdır, yağlı, şekerli, tuzlu besinleri tüketmekten kaçınmalılardır.

* Tatlı tüketimine hayır diyemeyen bazı Tip 1 diyabet hastaları, tatlı yiyebilmek için insülin dozlarını arttırmaya gitmektelerdir. Bu doğru bir işlem değildir, ileriye dönük daha zarar verici etkiye neden olmaktadır.

Ramadan Drum 3D Rendered Isolated

NUTRA SYSTEM Diyetisyen Kadrosu, yaz mevsimine denk gelen ramazanda uzun süre aç kalındığını, bu dönemde beslenmeye ayrıca önem göstermek gerektiğini belirtti.

Vücudun sıvı gereksiniminin karşılanmasının çok önemli olduğunu belirten uzmanlar, normal şartlarda her gün 2-2,5 litre kadar tüketilmesi gereken sıvıların ramazanda artırılması gerektiğini anlattı.

Sıvı tüketiminin önemine dikkati çekerek, “Oruç dışında kalan sürelerde bu sıvının alınması için papatya, rezene, melisa, ada çayı gibi bitki çaylarına ve süt, ayran, çorbalar, kompostolar, taze sıkılmış meyve, sebze sularıyla maden suyu gibi besinlere ağırlık verilmeli. En az 10-12 su bardağı sıvı alınmalıdır. Çay ve kahve gibi içecekler kafein içerdikleri için idrarla sıvı kaybının artmasına yol açar.

Öğün sayısının da önemli olduğunu, uzun süre aç kalındığında metabolizmanın yavaşladığını ve bunun sonucunda da besinlerin daha fazla yağa dönüşmektedir.

Olmazsa olmaz 2 öğünün biri sahur, diğeri iftardır. Bunların dışında 2 ara öğün daha tüketilebilirse çok yararlı olur. Beslenmede çeşitlilik olmalı. 4 temel besin grubundan süt, yoğurt, peynir, sütlü tatlılar, et, yumurta, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, meyve-sebze ve ekmek, unlu yiyecekler, pilav, makarna, ana öğünün içinde mutlaka tüketilmelidir.

Gün boyu zihinsel faaliyetlerin kesintisiz sürmesi için mutlaka sahura kalkılması ve özellikle protein ağırlıklı beslenilmesi gerekmektedir.Bu tür beslenme tarzının tok tuttuğunu ve metabolizmanın yavaşlamasını, kas kayıplarını önler.

“Meyve ve sebzede farklı renkleri tüketin”

Ekmeğin tam tahıllı olmasının da önem taşıdığı bilgisini paylaşan NUTRA SYSTEM Diyetisyen ekibi…

İftarda aşırı besin tüketiminden kaçınmak , aşağıdaki önerileri dikkate alabilirsiniz.

“Önce peynir ve zeytin gibi yiyeceklerle oruç açıldıktan sonra çorba içilebilir. Sindirim sorunları yaşamamak için yavaş yavaş, çok çiğneyerek yenmesi önemlidir. Çorbadan sonra biraz beklenilmesi önerilmekte ama çoğu zaman bu, mümkün olmamaktadır. Etli-sebzeli yemekler, kuru baklagil yemekleri, salata, cacık, iftarda tüketilebilecek ürünler arasındadır. Bulgur tam tahıl özelliği olan bir besindir. Yemeklerin fazla tuzlu olmaması, yağının az olması, kızartma değil, fırında veya tencere yemeği şeklinde olması tercih edilmelidir.

Tatlı yemek isteniyorsa sütlü veya meyveli tatlılardan sütlaç, güllaç, dondurma, elmalı, ayvalı, kabak tatlısı tercih edilmeli ve iftardan iki saat sonra kadar ara öğün şeklinde tüketilmelidir.”

Ara öğünde meyve, meyveli-sütlü tatlılar ve bir avuç kadar kuruyemiş, badem, ceviz ve fındık tüketilebilir. “Çay ve kahve gibi içeceklerle fazla şeker alınmamasına dikkat edilmelidir.”

Meyve ve sebzelerden su oranı yüksek olanların tercih edilmesi, “Karpuz, kavun ve portakal bunların başında gelir. Meyve-sebze seçiminde farklı renkleri bulundurmak önemlidir. Kırmızı, turuncu, yeşil, sarı, beyaz gibi her renkte olanları hafta boyu tüketmek gerekir.”

İlk kez oruç tutacaklar için özellikle sahura kalkmalarını, öğün sayısına uymalarını ve çok geç yatmamalarını, “Kolay uyumak için yatmadan öce bitki çaylarının içilmesini de öneriyoruz.”

yazz

Yaz döneminde hangi yiyeceklerden kaçınmalı, hangilerini bol bol tüketmeli,artan sıvı ihtiyacını nasıl karşılamalıyız. Beslenmenize dikkat ederek  yaz sıcaklarıyla başa çıkabilirsiniz

Yaz dönemi beslenmesinde en önemli noktalar bol sıvı almak ve az yağlı gıdaları tercih etmektir. Daha çok sindirimi kolay olan hafif . bol su içeren gıdaların yenilmesi önemlidir.

Yaz aylarında sıcaklıkların aniden yükselmesiyle yaşanabilecek sorunları önlemek için beslenmenizde, yaşam tarzınızda sağlıklı düzenlemeler yapmalısınız.

Susamayı beklemeden su tüketin. Sıcak havada artan termeleyle atılan sıvı, elektrolit kaybını engellemek için su alımınızı 3 litreye çıkarın.

Vücuttan su atımını artıran alkol, gazlı içecek ve şeker katkılı meyve sularını tüketmeyin.Su tüketmek keyifsiz geliyorsa içine bir iki damla meyve suyu veya meyve parçaları ekleyin, soğuk sıcak bitki çayları, kendi tadıyla pişmiş kompostolar, limonata, ayran, kefir, soda en doğru alternatifler olacaktır.

Yeterli su alıp almadığınızı idrar rengini kontrol ederek takip edebilirsiniz. Eğer ki idrarınız elma suyu rengindeyse sıvı alımınız yetersiz, limonata rengindeyse yeterlidir.

Yaz dönemi beslenmesinin önemli ayrıntılardan biri de ara öğünlerin artırılmasıdır. Bol bol meyve, meyve suları, pişmiş ve çiğ sebzeler tüketilmelidir. Ancak bu ara öğün gıdaları, ana öğün tüketimini engelleyecek şekilde fazla yağlı, abur cubur olmamalıdır. 

 Yavaşlayın. Ağır fiziksel aktivite yapmayın. Bunun için havanın nispeten daha makul olduğu sabah erken veya akşam geç saatleri tercih edin. Sadece egzersiz sırası ve sonrasında değil öncesinde de su için. Çünkü sıcak havalarda 30 dakikalık hafif egzersizler dahi vücudu susuz bırakabilir.

Lif ve vitamin alımızı artırmak için, mevsiminde sebze ve meyveleri bunlar için de özellikle domates, kırmızı biber, böğürtlengiller, çilek tüketimini artırın.

CITTTTT

Koyu ten buz lazer teknolojisine uygun mu?

Yeni nesil lazer epilasyon teknolojilerine en önemli farkı tüm ten renklerine uygunluğudur. Dört mevsim boyunca ten renginiz ne kadar koyu olursa olsun Buz Lazer sisteminden faydalanabilirsiniz.

Buz Lazer hangi mevsimde yapılabiliyor?

Buz Lazer ile her mevsim faydalanabilirsiniz. Eski sistem lazer epilasyon sistemleri ten rengi koyulaştıkça etkisi de azalırdı. Koyu tenlerde bile etkili sonuçlar almanızı sağlayan Buz Lazer sistem ile bronz tene sahip olduğunuzda tedaviden faydalanabilirsiniz.

Yüz bölgesinde buz lazer epilasyon uygulaması

Yüzdeki tüylerde eski nesil lazer sistemlerinin faydalı olmamasının başlıca nedeni  yüzdeki bulunan tüylerin çok açık renk ve daha ince olmasıdır. Eski nesil lazer epilasyon uygulama yapıldığında yüzde tetikleme yaptığı gözlemlenmiştir. Buz Lazer (Soprano Ice),yüzdeki en ince ve en açık tüylerde bile etkili olan bir teknolojiye sahiptir. Yüzdeki tüylerle uygulama yapılacak bölgelerin çok küçük olması eski lazer sistemlerinin aplikasyon başlıklarının bu bölgelere uygulama yapılamayacak kadar büyük olmasıydı. Buz lazer sistemi ile kaş arası gibi daha küçük bölgeler için tasarlanmış başlıklara sahiptir.

Ortalama kaç seans  gerekiyor?

Altı hafta aralıkla yüz bölgesi hariç tüm vücut uygulamalarında ortalama  6-10 seans arası sürmekte iken yüz bölgesi dört hafta da bir yapılıp ortalama 10-12 seans sürebilir. Kişiye bitme garantisi verilmez. Bu seans aralıklarında bitmediği takdirde kişiye özel indirim yapılır.

İşlem sırasında acı hissediliyor mu?

Soprano Ice lazer sisteminin eski nesil lazer epilasyon tedavilerine göre en belirgin farkı çok daha konforlu ve acısız olmasıdır. Bikini bölgesi gibi en hassas yerlerde bile canınız acımayacak. Özellikle acı eşiği çok düşük olan kadın ve erkeklerde bile en çok tercih edilen sistem Buz Lazer dir.

 

Daha fazla bilgi için NUTRA SYSTEM Buz Lazer Epilasyon Linkine Giriş Yapınız.

http://www.buzlazerepilasyon.com/

 

piii

Gıda İntoleransı | Besin İntoleransı | Pinner Test Nedir?

Sağlıklı olduğunu düşünerek yediğimiz birçok gıda, vücudumuzda olumsuz etkiler yaratıyor olabilir. Örneğin çok sağlıklı olduğunu düşündüğümüz bir yumurta, eğer vücudumuz tarafından sindirilemiyor ise, vücudumuz bu yumurtanın içindeki proteinlere karşı tepki vermeye başlayabilir. Bu olumsuz etki “Gıda İntoleransı“ olarak adlandırılır ve vücutta kilo almadan, birçok kronik rahatsızlığa kadar olumsuz etkilere yol açabilir.

Bazı Proteinler Amino Aside Parçalanamazsa Ne Olur?

Vücudumuzda çeşitli enzimlerin olmayışı, bağırsak florasında bozukluklar veya geçirgen bağırsak sendromu gibi hastalıklar, besinlerin bağırsakta düzgün aminoasitleri oluşturacak şekilde parçalanmasını engeller ve gıdalar kana parçalanmadan geçerler. Savunma sistemi bunlara yabancı bir madde gibi muamele yapar ve aynı bir bakteriye veya virüse saldırdığı gibi savunma sistemini harekete geçirir. Bu saldırının neticesinde vücutta enflamasyonlar oluşur ve yan etkiler belirmeye başlar. Yükselen CRP değerleri en başta halsizlik, metabolizma yavaşlaması, bağırsak problemleri gibi semptomlara yol açar. Hastanın aynı gıdayı, farkında olmadan düzenli tüketmesi durumunda daha birçok kronik hastalık gelişmeye başlar., Özetle, Gıda intoleransı(besin intoleransı), kişiye özel olarak, belirli gıdaların sindirim güçlüğünü ifade eder. Gıda İntoleransı(besin intoleransı) geçici veya kalıcı olabilir.

Geçici Gıda İntoleransına aşağıdaki durumlar sebep olabilir:

• Belirli bir gıdanın aşırı tüketimi.
• Bazı gıda katkılarına vücudumuzun geçici olarak verdiği olumsuz tepkiler.
• Polen sezonu gibi özel dönemlerin vücudumuzda etkileri.
• Soğuk algınlığı, grip veya çeşitli virütik hastalıklar.
• Antibiyotik kullanımına bağlı oluşan Candida gibi çeşitli bağırsak mantarları.
• Kadınlarda ovulasyon sırasında veya adet öncesi zamanlarda geçici gıda intoleransı görülmesi daha muhtemeldir. Gebelik öncesi veya sonrası hormonal değişiklikler de geçici gıda intoleransına(besin intoleransına) neden olabilir.

Gıda İntoleransı | Besin İntoleransı | Pinner Test

Bir gıdayı sindirmek için gerekli olan bir enzimin vücutta eksikliği veya kronik geçirgen bağırsak sendromu hastalığı, kalıcı gıda intoleransının ana sebepleridir.

Enzim Nedir Ve Enzim Eksikliği Nedir?

Enzimler vücutta gıdaların sindirilmesini sağlar. Bunlar sindirim sistemi, karaciğer, böbrekler ve vücudun diğer yapılarında bulunur. Enzim eksikliği olan bir kişide, enzim vücut tarafından yeterli oranda üretilmez. Bu, genellikle, enzim üretmek için gerekli kodun mevcut olmaması ya da herhangi bir şekilde deforme olmasından kaynaklanan genetik bir hastalıktır. Enzim eksikliğinde, hastaların organ fonksiyonlarında problem oluşur ve Gıda İntoleransı ile karşılaşılabilir.

Geçirgen Bağırsak Sendromu Nedir?

İnce bağırsaktaki emilimi kontrol eden dokuların düzgün çalışmaması ile ortaya çıkar. Bu durum, istenmeyen maddelerin kana karışmasına neden olur.

Gıda Alerjisi ve Gıda İntoleransı(Besin İntoleransı) Arasındaki Fark Nedir?

Gıda Alerjisi
Gıda alerjisi erişkin nüfusun yaklaşık % 2′sini etkiler ve oldukça nadirdir. Bir alerjik reaksiyon sırasında, vücudun bağışıklık sistemi ‘işgal’ edildiğine inanır ve yanlışlıkla zararlı olduğunu düşündüğü yiyeceği uzaklaştırmak için IgE (İmmünglobulin E) antikorları üretir. Bu durumda vücudun tepkisi hafif ya da hayati derecede şiddetli olarak değişebilir.

Gıda İntoleransı(Besin İntoleransı)

Alerjinin aksine, gıda intoleransı, genelde hayatı tehdit edici olmayan, ancak birçok uzun süreli hastalığa sebep olan biyolojik reaksiyonlardan oluşur. Gıda alerjisinden farklı olarak IgE (İmmünglobulin E) antikorları değil igG antikorları üretilir. Gıda intoleransı gıda alerjisinden çok daha yaygındır ve dünya nüfusunun yarıdan fazlasını etkiler.

Obezite ve Gıda İntoleransı Arasındaki İlişki Nedir?
Neden Aşırı Yiyoruz?

Hem açlık hem de depresyon önemli bir sorunla ilgilidir: “Vücudumuzda Serotonin eksikliği”.
Serotoninin, ruh hali üzerindeki etkisi genel olarak bilinmektedir ancak çok önemli bir etkisi daha vardır: “Bizim doymuş hissetmemizi sağlar.” Bilimsel araştırmalarda, sağlıklı serotonin üretimi olmayan insanların, ağır bir yemekten sonra dahi doymadıkları kanıtlanmıştır ve bu kişilerin depresyon oranları da sağlıklı kişilere kıyasla çok daha yüksektir.

Serotonin Vücudumuzda Nerede Üretilir?

Birçok kişi serotoninin sadece beyin tarafından üretildiğini zanneder ancak beyin serotoninin sadece yüzde 5’ini üretir. % 95’i ise ince bağırsakta üretilir.

Vücutta Serotonin Eksikliğinin Nedenleri Nelerdir?

Sağlıklı serotonin üretimi için, sağlıklı bir sindirim sistemine sahip olmak gereklidir. Bağırsaklarımızda enflamasyon mevcutsa, serotonin üretimi düşer ve yan etkiler ortaya çıkar.

Gıda İntoleransı Romatizma (Romatoid Artrit) İlişkisi Nedir?

Gıda intoleransı ortaya çıktığında, vücudunuz histamin, prostaglandin ve diğer bağışıklık sistemi kimyasalları ile dolar. Bu kimyasallar aşındırıcı etkilere sahiptir ve eklemleri aşındırarak Romatizma gibi hastalıklara sebep olabilirler.
Pinnertest, enflamasyon ve Romatizma ve diğer şikâyetlere neden olan bu gıdaları algılayabilir.
York Üniversitesi, gıda intolerans testi sonuçlarına göre eliminasyon diyetlerinin yararlarını anlamak için bir anket * gerçekleştirdi.
Eklem ağrısı da dahil olmak üzere genel ağrıları olan 177 kişiden % 88’i ‘tetikleyici’ gıdalar çıkarıldıktan sonra iyileşme olduğunu bildirmiştir.
Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.

Gıda İntoleransı(besin intoleransı) Egzama Ve Cilt Hastalıklarına Nasıl Sebep Olur?

Egzama, ya da atopik dermatit; kaşıntı, kızarıklık ve pullanma ile karakterize edilen deri döküntüsünün bir türüdür. Bilimsel çalışmalar, gıdalara aşırı duyarlılığın egzamaya neden olan tetikleyiciler arasında olduğunu göstermektedir.
Pinnertest, enflamasyon, egzama ve diğer şikayetlere neden olan bu gıdaları algılayabilir. York Üniversitesi gıda intolerans testi(besin intoleransı testi) sonuçlarına göre eliminasyon diyetlerinin yararlarını anlamak için bir anket * gerçekleştirdi.
Egzama semptomları olan 183 kişiden % 83’ü ‘tetikleyici’ gıdalar(besinler) çıkarıldığında iyileşme olduğunu bildirmiştir. Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.

Gıda(Besin) İntoleransı, IBS, Şişkinlik ve Gastrointestinal Sorunlara Nasıl Sebep Olur?

Gıda intoleransı(besin intoleransı) ortaya çıktığında, vücudunuz histamin, prostaglandin ve diğer bağışıklık sistemi kimyasalları ile dolar. Bu kimyasalların enflamasyona neden olan son derece olumsuz etkileri vardır. Tıbbi çalışmalar, gastrointestinal sistemimizdeki enflamasyonun, IBS, şişkinlik, ishal veya kabızlık gibi sindirim bozukluklarına sebep olduğunu göstermektedir.
Pinnertest, enflamasyona, gastrointestinal sorunlar ve diğer şikayetlere neden olan bu gıdaları algılayabilir.
York Üniversitesi gıda intolerans testi sonuçlarına göre eliminasyon diyetlerinin yararlarını anlamak için bir anket * gerçekleştirdi.
IBS semptomları olan 777 kişiden % 84’ü ‘tetikleyici’ gıdalar çıkarıldığında iyileşme olduğunu bildirmiştir. Bunu kanda antikorlara pozitif IgG reaksiyonu gösteren gıdalar olarak tanımlıyoruz.
Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.
Şişkinlik semptomları olan 576 kişiden % 892’si ‘tetikleyici’ gıdalar çıkarıldığında iyileşme olduğunu bildirmiştir.
Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.

Gıda İntoleransı Migrene Nasıl Sebep Olur?

Serotonin üretimi, gıda intoleransı nedeniyle azalabilir. Azalmış serotonin salgısı migren ataklarını tetikler.
Pinnertest, enflamasyon, migren ve diğer şikayetlere neden olan bu gıdaları algılayabilir.
Bilimsel çalışmalar, migren atakları ve gıda intoleransı arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir.
York Üniversitesi, gıda intolerans testi sonuçlarına göre eliminasyon diyetlerinin yararlarını anlamak için bir anket * gerçekleştirdi.
Migren semptomları olan 259 kişiden % 76’sı ‘tetikleyici’ gıdalar çıkarıldığında iyileşme olduğunu bildirmiştir.
Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.

Gıda İntoleransı Yorgunluk Ve Halsizliğe Nasıl Sebep Olur?

Bilimsel çalışmalara göre, gıda intoleransı vücutta kronik enfeksiyonlara ve dolayısıyla kronik yorgunluklara sebep olabilir.
Pinnertest, yorgunluk, halsizlik ve diğer şikayetlere neden olan bu gıdaları algılayabilir.
York Üniversitesi bir gıda intoleransı testi sonuçlarına göre eliminasyon diyetinin yararlarını anlamak için bir anket * gerçekleştirdi.
Yorgunluk semptomları olan 436 kişiden % 87’si ‘tetikleyici’ gıdalar çıkarıldığında iyileşme olduğunu bildirmiştir.
Genel çalışmada, titizlikle önerilen diyeti takip insanların % 76’sı derhal ve % 68’i 3 hafta sonra yararını gördüklerini bildirmiştir.

1

21 Mart DOWN SENDROMU GÜNÜ | Tıpkı Sizin Gibiyiz +1 Farkla

Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.

İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.

Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.

Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynağı anne-baba değildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuğun Down Sendromlu doğmasına yol açmaz. İkincisi, diğer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Diğer çocuklar gibi onlar da farklı kişiliğe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.

Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum değildir. Down Sendromlu insanların, insanoğlunun oluşumundan beri var olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doğal bir parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.

Hastalıkta kilo almaya meyil vardır. Eğer dikkat edilmez ise aşırı kilo almaya doğru eğim oluşabilir. Onun için dengeli ve düzenli beslenmesine yönelik programlar oluşturulmalıdır. Hareket kabiliyeti ve fiziki gelişimi için yoğun kilo alması engellenmelidir.

Bebeklik döneminde kas güçsüzlüğüne bağlı olarak emme güçlüğü yetersiz beslenmeye yol açabilir. Bebek beslenirken kucakta dikçe tutulmalı ve böylece sütün soluk borusuna kaçması önlenmelidir. Beslenme sonrası  bebek 5-10 dakika kucakta tutularak emme sırasında yuttuğu havanın çıkması beklenmeli, daha sonra bir süre de sağ yanına yatırılmalıdır.  Down sendromlu çocuklarda, bazen burun tıkanıklığı da emme zorluğuna yol açabilir. Bu nedenle burun sık sık temizlenmeli, gerekirse doktorun önerisi doğrultusunda burun damlası kullanılmalıdır.

Şişmanlık çocuğun fiziksel aktivitesini azaltacağından bebeklik çağından itibaren aşırı kilodan kaçınılmalıdır.  Kas tonusunun zayıflığı nedeni ile hareketlerinde zorlanan bebeğe aşırı kiloların getireceği yük, onun bazı hareketleri becerebilmede daha da gecikmesine yol açar. Dengeli beslenme, yüksek kalorili yiyeceklerden kaçınma ve devamlı egzersiz konularında anne babalar bilgilendirilerek, hayatın tüm evrelerinde sorun olabilecek aşırı kilodan   çocuklarını koruyabilmeleri ve  uygun beslenme alışkanlıklarını kazandırmaları için yardımcı olmak gereklidir. Yeni doğan ve bebeklik çağındaki Down sendromlu bebeklerde kas zayıflığına ve hareketsizliğe bağlı olarak kabızlık sıkça rastlanan bir şikayettir. Uygun beslenme rejimleri ile önlenebilir.

doğumdan hemen sonra bebeğe ayrıca özel ilgi olmalıdır. Fiziki gelişiminin desteklenmesi için uzman fikrine ihtiyaç olabilir. Dış görünüşünü ve hareket kabiliyetini daha olumlu hale getirebilmek adına bir takım tedavi metotları sağlanabilir. Örnek olarak; ayna karşısında çocuğun mimiklerinin gelişmesini sağlayıp, bu kaslara hareketlilik sağlanabilir. Yine dil ya da ağız çevresinde buz gezdirme yöntemi ile duyarlılık artırılabilir. Down sendromunda fiziki tedavi hastaya önemli ölçüde yardım sağlar ve zihinsel açıdan da yarar sağlayabilir.

Page 1 of 51 2 3 5

2015 © Tüm Hakları Saklıdır - Nutra System Polikliniği