nutra system diyetisyen

Yaşınız,boyunuz,cinsiyetiniz,kilonuz ve sağlık sorunlarınız göz önünde bulundurulmadan hazırlanmış diyetleri uyguladığınızda zararını kısa vadede değil uzun vadede görmeniz çok yüksek olasılıktır.Oluşacak sağlık sorunları sadece kas gruplarını değil,iç organları da etkileyebilir ve geri dönüşü olmayabilir. Kalp ve damar hastalıkları, böbrek rahatsızlıklar uzun süre yanlış beslenmenin de tetiklediği sağlık sorunlarıdır. İdeal kilo kaybı aylık maksimum 4 kg civarında olmalıdır. Yavaş ama kalıcı. Hızla verilen kilolar hızla fazlasıyla geri alınmaktadır.

 ANA ÖĞÜNLERDEN BİRİNİ ATLARSAM KOLAY KİLO VERİRİM

Aksine metabolizmanın yavaşlamasına sebep olarak kilo artışını tetikler.

NE KADAR AZ UYURSAM, O KADAR HIZLI KİLO VERİRİM.

Sağlıklı bir insanın günde ortalama 6-8 saat uyuması gerekir.

SAAT 19:00 SONRA BİR ŞEYLER YERSEM KİLO ALIRIM.

Saat 19:00’dan önce ana ögün, yatmadan 2 saat önce ise ara öğün tüketilmesini öneriyor.

AÇKEN FİZİKSEL AKTİVİTE YAPARSAM ÇOK KİLO VERİRİM.

Vücutta hiç bir enerji kaynağı yokken yapılan aktivite tamamen kas yıkımına sebep olur.

AÇKEN LİMON VEYA GREYFURT SUYU İÇERSEM YAĞ YAKARIM.

İçeriğindeki C vitamini yağ yakıcı olsada açken tüketildiğinde mideye zarar verebilir.

HER DİYET PROGRAMI GÜVENİLİRDİR.

Beslenme konusunda konuşanların çoğu uzman değildir. Bu yüzden bir diyetisyene danışmanız daha sağlıklı olur.

KİLO YÖNETİMİ PROGRAMINDA 3 BEYAZA YER YOKTUR.

Karbonhidratlar ve tuz eksikliği metabolik faaliyetleri azaltır ve bağışıklığınız zayıflar. Bu yüzden belirli miktarlarda tüketilmelidir.

LIGHT ÜRÜNLERİN KALORİSİ YOK, ÇOKCA TÜKETİLEBLİR.

Her yiyeceğin ve içeceğin kalorisi vardır. Ancak light ürünler diğerlerine oranla daha düşük enerji ve yağ içerirler.Etiket okuma alışkanlığı edinilmeli ve light ürünler mutlaka kalori cetveline bakılarak değerlendirilmelidir.

SAĞLIKLI BESLENMEDE KIRIMIZI ETE YER YOKTUR.

Kırmızı et hiç bir besinde bulunmayan vitaminler ve kaliteli protein içerir. Bunlar diyetin temel taşlarıdır.Proteinler vücutta dokuların yapım ve onarımından sorumludur.

VERİLEN KİLOLAR HIZLA KİLO ALINIR.

Sağlıklı bir programı ile alışkanlık haline getirilen beslenme sonucu verilen kilolar geri alınmaz.

ZAYIFLAMA İLAÇLARI İLE HIZLA KİLO VERİLEBİLİR.

Karaciğer başta olmak üzere birçok organı etkileyerek sağlıklı çalışmasını engeller ve ciddi rahatsızlıklara sebep olur.

ELMA SİRKESİ İÇERSEM YAĞLARIMI ERİTİRİM.

Yağ yakımına etkisi bilinmez ama içerisindeki asit mide asiditesini artırarak ülsere varan rahatsızlıklara sebep olabilir.

ÇAY,KAHVE VE ÇORBA VÜCUDUMUN SU İHTİYACINI KARŞILAR.

Her gün 2 litre su vücuttan atılmaktadır. Bu sebeple suyu sadece su olarak içine hiçbir madde karıştırmadan tüketmemiz gerekir.Çay ve kahve fazla tüketiminden kaynaklı di üretik etki yapabilir.Bu da vücuttan daha fazla suyun atılmasına sebep olur.

kismevsimindebeslenmeizmirdiyetisyen

Kış mevsimini hissetmeye başladığımız şu günlerde yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması sağlığımızın korunması açısından önem taşımaktadır.

Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişikliler olmakta, genellikle yağlı ve şekerli besinlere eğilim artmaktadır. Kış aylarında kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmekte, fiziksel aktivite yoğunluğunda azalma olmaktadır. Kış mevsiminde fiziksel aktivitenin az olması, gecelerin uzaması nedeni ile televizyon başında fazla zaman geçirilmesi ve besinlerin atıştırılması gibi nedenlerden dolayı vücut ağırlığında istenmeyen yönde değişiklikler olabilmektedir. Genellikle yaz aylarında dikkat edilmeye başlanan kilo kontrolü, kış aylarında yerini ihmalkârlığa bırakır. Birçok insan, kalın giysiler içerisinde kilolarını daha rahat saklayabileceklerini düşünerek, sağlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşırlar.

KIŞ AYLARINA YÖNELİK SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ

  1. Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 3 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır.
  2. İmkânlar dâhilinde her gün mevsiminde bol meyve ve sebze tüketilmesi önerilmektedir. Kış aylarında vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması gerekmektedir. Savunma sistemini güçlendirici özelliği olan A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyvelerin tüketimi önemlidir.
  3. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi de önemlidir. Meyve sularının tüketiminde önemli olan sıkıldıktan hemen sonra tüketilmesidir. Çünkü meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır.
  4. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı vücut direncini arttırmakta, A vitamininin okside olmasını da engellemektedir. E vitaminin iyi kaynakları olan; yeşil yapraklı sebzeler, fındık ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
  5. Kış aylarında mahrum kalınan güneş ışınları, vücudun D vitamini gereksiniminin karşılanamamasını neden olmaktadır. Kemik ve diş sağlığı açısından önemli olan D vitamini, güneş ışınlarıyla deri tarafından üretilen bir vitamindir ve besinlerde pek fazla bulunmaz. D vitamininin yanı sıra balık, beyin fonksiyonlarının gelişimi için gerekli çoklu doymamış yağ asitleri (omega 3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için de iyi bir kaynaktır. Bu nedenle kış aylarında imkanlar dahilinde haftada 2-3 kez yenilmesi önerilmektedir.
  6. Kış aylarında genellikle meydana gelen beslenme alışkanlıklarının başında, daha yağlı yiyecekleri tüketmeye olan eğilimdir. Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı margarin ve tereyağından kaçınılmalı, yoğun yağlı etlerden uzaklaşılmalıdır.
  7. Kış aylarında vücut ağırlığı kontrolünün sağlamasında; basit karbonhidrat olan saf şeker ve şekerli besinler yerine kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine özen gösterilmesi, enerjisi yüksek hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlılarının tercih edilmesi, hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesinde posa içeriği yüksek kuru baklagillerin tüketilmesi (haftada 2-3 kez) ve düzenli fiziksel aktivite yapılması önemlidir.
  8. Genellikle kış aylarında özellikle çocukların sevdiği sebzeler azdır. Çocuklara pırasa, kereviz, ıspanak gibi kış sebzelerini zorlayıcı tavırlar ile yemek yemelerini sağlamak birçok anne için problemdir. Bu nedenle ısrar etmek yerine bu sebzeleri değişik şekillerde sunmak belki de daha faydalı olacaktır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğunuza, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktarda ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.

Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekmektedir. Yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmelidir.

zinde-kalmak-saglikli-beslenme

2016’yı geride bıraktığımız bu günlerde herkes planlarını oluşturmaya başladı. Herkesin planı farklı ama herkesin aklına ilk gelen şeylerden biri eğlenceli sofralar ve lezzetli yemeklerdir ancak gece boyunca besin ve alkol tüketiminin devam etmesi ertesi gün şişkinlik, gaz, mide problemleri, ciddi baş ağrıları, halsizlik, sindirim gibi sıkıntılara sebep olur. Peki  1 Ocak günü zinde olabilmek için neler yapmalıyız?

  • Sabah kalkınca bol su için, böylece 21:00’dan sonra tükettiğiniz ve midede sindirilmeyen besinlerin enerjiye çevrilme süreci başlayacaktır. Suyunuzun içine birkaç dilim limon ilavesi C vitamini sayesinde ödem atmanızı kolaylaştıracaktır.
  • Kahvaltı etmeden önce 15-30 dakika arasında açık havada yürüyüş yapın.
  • Gece eğlenmenin vermiş olduğu yorgunluğu tüm gün uyuyarak kapatmaya çalışmayın. Dengeli hazırlanmış güzel bir kahvaltıyla enerjinizi toplayabilirsiniz. Tereyağı- bal gibi çok fazla enerji içeren besinler tüketmeyin. Kırmızı biber, ananas, kivi, yaban mersini, maydanoz tüketin. Bu besinlerde bulunan antioksidan maddeler ve C vitamini vücutta bir gün önce biriken toksinlerden arınmamıza yardımcı olacaktır.
  • Gün içerisinde kafein içeren siyah çay yada kahve yerine bitki çayları tüketin. Yeşil çay tercih edebilirsiniz.
  • Şeker içeren besinleri tüketerek metabolizmanızı yormayın. Ara öğünlerinizde vitamin ve antioksidan deposuyla vücudunuzu rahatlatacak olan meyvelere mutlaka yer verin.
  • Potasyum içeriği yüksek ıspanak, kereviz gibi sebzelere yer vermelisiniz. Bu sayede yılbaşı gecesi tüketilen tuzlu besinlerden alınan sodyumun atılması kolaylaşır.
  • Öğün atlamayın. Öğle yemeği saatiniz biraz sarkmış olabilir. Az yağlı sebze ve yoğurt gibi hafif yemekler tüketin. Akşam saatlerine çok fazla aç olarak girmeyin.
  • Akşam yemeğinde mümkünse ızgara balık/tavuk, sebze garnitür, salata ve tam tahıl ekmeği tüketin.
  • Akşam yemeğinden sonra meyve saatinizi aksatmayın. 1 kase yoğurt veya 1 bardak süt ile birlikte tüketmeye çalışın.
  • Gece çok geç yatmayın. Yatmadan 2 buçuk saat önce bir şeyler yemeyi bırakın. Kaliteli bir uyku dinlenmenize yardımcı olacaktır.
2017-yeni-yil-nutra-system-diyetisyen

Hepimiz yeni yıldan beklentiler içindeyiz kimimiz hayalini kurduğu okulu, kimimiz yeni bir işi,kimimiz yeni yıla daha önce yapamadıkları için bir şans gözüyle bakıyor.Tabi ki yeni hedefler koymak,kendimizi geliştirecek şekilde plan yapmak en önemli adımdır.Eğer yeni yılda hedefiniz sağlıklı yaşam için farkındalığınızı arttırmak ve fazla kilolarınızı kendinize yük etmemekse sağlıklı yaşam için bir takım şeyleri alışkanlık haline getirmeniz ve bunu yaşam biçimi olarak benimsemeniz gerekmektedir.

Başlangıçlar her zaman güzeldir.

Başlangıç yapacağınız konu ne olursa olsun.Bir plan yapın ve bu plan için gerekli maddeleri sıralayın.Sizin için gerekli olanların listesini iyi tutun ki hayatınızdaki değişimleri takip etmek için listeden yardım alın.Konu sağlıklı yaşamsa sağlıklı beslenme adına alacağınız her kararı not edin.Yıl içinde hareketsizlikten şikayet edip,yeni bir spora mı başlamak istiyorsunuz veya mutfakta daha sağlıklı yemekler yapmak için yeni kitaplar mı okumak istiyorsunuz?  Kararınızı verin hepsi birbiriyle ayrılmaz bir bütün çünkü diyet ancak tek başına %70 verimli kilo verme süreci demek %30’luk olan egzersiz veya fiziksel aktivite kesinlikle küçük bir pay gibi görülmemelidir. Ancak ikisi birlikte daha verimli sonuçlar doğuracaktır.

Yeni yıla sağlıkla merhaba deyin…

Yeni yıl akşamında besin tüketimlerimiz öyle abartıya kaçıp artıyor ki durdurabilene aşk olsun.

  • Eğer yılbaşını dışarıda kutlayacak olanlardansanız evden çıkmadan önce kremasız bir çorba tüketmeniz veya ara öğün yaparak gitmek sizin uzun süre aç kalmanızı engellediği gibi ana yemekten daha az yemenize yardımcı olacaktır.
  • Ordövr tabağında önceliği yoğurtlu mezelerden ve kaşar–tulum peyniri dışındaki peynirlerden yana kullanmak hem sizi daha uzun süre tok tutacak hem de hafif bir geçiş sağlayacak.
  • Kullanılan yağların kalitesi bilinmediği için mide rahatsızlıkları yaşanabilir. Yağda kızaran her gıda kanserojen bileşenlerden dolayı riskli ve bol kalori alımına neden olduğu için uzak durulması gerekenler arasındadır.Yağda kızartılmış sigara-paçanga böreği veya şakşuka gibi kızartılmış sebzeler yerine haşlanmış sebzeler tüketmek daha sağlıklı bir tercih olacaktır.
  • Ana yemek olarak protein ve sebze içerikli bir menü tüketmek en doğru olanıdır.
  • İçki tüketimleri ile birlikte kuruyemiş veya çerez tüketmek de kilo veriminizi olumsuz yönde
  • Alkolle kırmızı eti bir arada tüketmeyin. Her ikisinin de toksik etkisi çok yüksek olduğu için toksik bileşenlerin atılımı karaciğerinizi yorar.
  • Ertesi gün daha hafif bir kahvaltı ile güne başlamak ve bol su tüketmek yapılması gerekenler arasındadır.

Yeni yılın sağlık, şans ve başarı getirmesi dileğiyle…

insani-mutlu-eden-besinler

Seratonin triptofan aminoasidinden sentezlendiği için triptofandan zengin tüm besinler aynı zamanda sizi mutlu eden besinlerdir. Muz, kivi, ananas, mango, süt, yumurta, tavuk ve hindi eti başlıca triptofan kaynakları arasında gelmektedir.

Omega-3: Araştırmalar omega-3 yağ asitlerinin depresyon riskini azalttığını göstermektedir. Omega-3’ün en güçlü kaynağı balık yağıdır. Ayrıca ceviz, keten tohumu, chia tohumu da bir miktar omega-3 içermektedir .

Fitoöstrojen Besinler: Östrojen seviyesinin artışı serotonin seviyesini de arttırmaktadır. Bu konuda fitoöstrojen besinlerin başlıcaları; soya fasülyesi, kırmızı meyveler, kurubaklagiller ve keten tohumudur.

Kuru yemişler: İçerdikleri kaliteli yağlar serotonin hormonunun artışını sağlar. Kaliteli yağ kaynaklarının serotonin salınımını arttırdığı kadar trans ve doymuş yağlar da ters etki yaratmaktadır.

Resveratrol: 2014 yılında yapılan çalışma sonucunda resveratrolün antidepresan etki gösterdiği görülmüştür. Özellikle kırmızı üzüm, yer fıstığı ve ananasta bolca bulunan resveratrolün mutluluğunu arttırma dışında en büyük özelliği güçlü bir antioksidan olmasıdır.

Yeşil Çay : Flavonoid gibi polifenol içeriklerinden dolayı, stres ve depresyon yönetiminde olumlu bir etkisi bulunmaktadır.

nutra-system

İlacınız besininiz,besininiz ilacınız olsun demiş Hipokrat… Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığını hayatınızın tümüne yansıtmadıktan sonra vitamin veya mineral eksikleriniz olacaktır.Meyve ve sebzeyi  taze, zamanında,kendi vücudunuzun ihtiyaçlarına uygun porsiyonda tüketmek eksikleri önlemek için önemlidir.Emilim bozuklukları(İrritabl Bağırsak Sendromu(hassas bağırsak sendromu),Çölyak,Laktoz İntoleransı..vb.)veya ilaç etkileşimleri sebebiyle vitamin veya minerallerden istediğimiz yararı göremeyebiliriz.Besin takviyelerinin de kullanım zamanı,dozu çok önemlidir.Yemeklerden önce-sonra veya yemekle birlikte alınacağı konusunda doğru bilgi edinmek vitamin veya minerallerden daha çok verim almanızı sağlayacaktır.İlaç-ilaç etkileşimleri olduğu gibi besin-ilaç etkileşimleri de olduğu için doktorunuz veya beslenme uzmanınız önermediği müddetçe besin takviyesi kullanmayınız.Emilim bozuklukları  veya kan tahlilinde eksikliğin görülme durumunda yaş,cinsiyet farklılıklarına göre doktorunuzun uygun gördüğü besin takviyelerini önerdiği dozlarda tüketmenizi öneririz.

En sık kullanılan besin takviyeleri;

  • Omega 3(EPA-DHA) : Halk arasında balık yağı olarak bilinir.Beyin gelişimi,sinir sistemi için özellikle psikolojik hastalıkların tedavisinde kullanılır.Haftada en az 2 kez balık tüketmek omega 3 eksikliğinden vücudu koruyacaktır.Takviyelerden çok semizotu,balık,ceviz gibi besinlerle vücudu desteklemelisiniz.
  • D vitamini : Yağda eriyen vitaminlerdendir.Kemik sağlığı için vazgeçilmezler arasındadır.Kalsiyumla birlikte alımı emilimi arttırır.D vitamini vücuda besinler yardımı ile provitamin d şeklinde alınır. Besinlerle aldığımız d vitamini kaynakları :Karaciğer, balık, balık yağı, yumurta, tereyağı, peynir, mantar,süt.Güneş ışınları etkisiyle deri d vitamini sentezler.Günümüzde en yaygın vitamin eksikleri arasında gelir.
  • B12 vitamini : Suda eriyen vitaminlerdendir.Demirin ve folik asidin etkinliğini artırır.Doğal olarak yeşil yapraklı sebzeler ve kırmızı ette bulunur.Kronik yorgunluk,depresyon,sindirim ve emilim bozukluklarında takviye olarak verilebilir.
  • B9 vitamini (Folik asit) : Suya çözünen vitamindir.Doğal besinlerde bulunan şekli folat,ilaçlar ve işlenmiş besinlerde bulunan hali ise folik asittir.Kan hücrelerinin,hücrenin yapı taşının (sinir hücreleri)oluşumu gelişiminde önemli role sahiptir. Bu sebeple gebeliği düşünen kadınların gebelikten 3 ay önce kullanmaya başlaması ve gebeliğin 6. Ayına kadar düzenli kullanması gereken besin takviyelerinden biridir.
  • C vitamini : Suda çözünen vitaminlerdendir.Bu sebeple vücutta depo edilmez.Günlük olarak tüketilmesi gerekir.Fazlası idrarla atılır. C vitaminin doğal kaynakları; koyu yeşil yapraklı sebzeler,biber,turunçgiller(portakal,mandalina..),çilek’dir.
  • Multivitaminler : Bağışıklık sisteminizi destekleyerek ,günlük koşuşturmaca içinde eksik olabilecek vitaminlerin bir arada bulunduğu formlardır.Bir ay kullanıp bir ay ara vermek doğru olanıdır.
  • Kalsiyum: Kemik sağlığı,sinir sistemi ve kas sistemi için gerekli minerallerdendir.Kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir.
  • Demir : Kansızlık şikayeti ile takviyesi önerilir.Aşırı halsizlik,dilde kızarıklık,nefes darlığı eksikliğinin belirtileri olabilir.Kırmızı et,balık,yumurta,ciğer,kuru erik,bezelye,fasulye,pekmez,ıspanak,kabak,domates püresi veya salçası kaynaklarıdır.
  • Magnezyum: Kas sisteminin güçlenmesinde en az kalsiyum kadar önemli yere sahiptir.Sinir sisteminin de çalışmasında önemlidir.Emilim bozuklukları rahatsızlığı yaşayanlarda,sıcak havalarda terle kaybettiğimiz minerallerden olduğu için çok terleyenlerde eksikliği görülebilir.Kurubaklagiller,kuruyemişler,meyveler(incir,hurma ve muz..vb.),sebzeler (ıspanak,roka,pazı.. vb.)doğal kaynaklarıdır.
  • Çinko : Çinko; hücre metabolizması, protein üretimi, yaraların iyileşmesi, DNA oluşumu ve güçlü bağışıklık sistemi için temel bir mineraldir. Çinko en çok kırmızı et ve deniz ürünlerinde bulunmakla birlikte badem, fıstık gibi kuruyemişler, nohut fasulye gibi sebzeler çinko ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar çinko içermektedir.Saç dökülmelerinde,alkol kullananlarda,demir takviyesi alanlarda,vejetaryenlarda,hamile ve emzikli kadınlarda takviye olarak verilebilir.
nutra-system-diyetisyen-grip

Soğukların kendini iyiden iyiye hissettirdiği kış mevsiminde soğuk algınlığı ve grip gibi üst solunum yolu hastalıklarının görülme oranı artar. Toplu alanlarda uzun süre geçirilen zaman nedeniyle de enfeksiyonların bulaşması maalesef tümüyle önlenemez. Ancak vücudumuzda enfeksiyona yol açan virüs, bakteri, mantar ile parazit gibi mikroorganizmaların zarar veren etkilerine karşı bizi koruyan bağışıklık sistemini güçlendirerek riski en aza indirmek mümkün olabilir. Bunun en önemli yolu ise bağışıklık sistemini güçlendiren besinleri soframızdan eksik etmemek.

1. Portakal ve Mandalin

C ve A vitamini vücutta hücreleri koruyucu özelliğe sahip antioksidan vitaminler arasında yer alır. İçerdikleri C ve A vitaminleri sayesinde kışın bağışıklık sistemini destekleyen en önemli besinlerden. Ayrıca kan şekerini hızlı yükseltmek gibi olumsuz bir etki de oluşturmaz. Ancak portakal suyu yerine portakalın kendisini tüketmeye özen gösterin. Bu hem lif, hem de şeker alımı açısından daha sağlıklı bir tercih.

2. Ispanak

Ispanak, içerdiği A ile C vitaminiyle güçlü bir antioksidan grubunda yer alır. Bu vitaminler sayesinde hücrelerimizi korur ve bağışıklık sistemimizin zayıflamasını önler. Özellikle C vitamini, A vitamininin kullanımını artırır. Ancak A vitamininin etkili olabilmesi için ıspanağı haşlayarak değil, içine yağ katılarak yapılmış sebze yemeği olarak tüketin. Çünkü A vitaminin kullanımı için yağ şart!

3. Balık

Balık hem protein hem de iyi bir selenyum ve çinko kaynağı. Selenyum özellikle hücre yaşlanmasını önler ve kalp sağlığını korur. Çinko da hücrelerin korunmasında önemli bir rol üstlenir. Balık ayrıca vücudun üretmediği ve bu nedenle mutlaka besinlerle alınması gereken omega 3 açısından oldukça zengin bir besin. Hastalık yapan bileşiklerin vücuttan atılmasına katkıda bulunan omega 3; en çok somon, uskumru ile ton balığında bulunur. Haftada 2-3 defa balık tüketmeyi ihmal etmeyin.

4. Maydanoz

Maydanoz askorbit asit olarak nitelendirilen ve vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan C vitamininden zengin bir besin. C vitamini vücutta bazı toksik öğelerin etkisini de azaltır ve yara iyileşmesinde etkili olur. Maydanoz ödemin vücuttan atılmasında da etkisi olur. İster maydanoz suyu şeklinde, isterseniz salatalarda veya sabah kahvaltılarında bağışıklık sisteminizin güçlenmesi için sofranızdan eksik etmeyin.

5. Yumurta

Bağışıklık sisteminde görev yapan hücrelerin çoğalması ve yenilenmesi için proteine ihtiyaç var. Yetersiz protein alındığında doku yıkımı başladığı için bağışıklık sistemi de zayıflamaya başlar. Yumurta beyazı ise protein açısından oldukça zengin bir besin. Sarısı ise hem demir hem de yine iyi bir antioksidan olan A vitamini içerir. Yumurtayı haftada 4 kez tüketebilirsiniz.

6. Badem-Ceviz

Badem ile ceviz antioksidan özelliğe sahip olan E vitamini içerir. Bu özellikleri sayesinde de bağışıklığın korunmasında önemli bir rol üstlenirler. Tok tutma özelliği olan ceviz ve badem gibi yağlı tohumlar diyetlerde de sıkça kullanılır. Yine antioksidan olan, yara iyileşmesinde etkili çinko içeriğinden dolayı da tercih edilir.

7. Yoğurt

Vücudumuzdaki yararlı bakteriler olan probiyotikler içeren yoğurt özellikle bağışıklık sistemi için önem taşır. Bunun nedeni ise probiyotiklerin dışarıdan gelen mikroplara karşı vücudumuzu, özellikle de sindirim sistemimizi koruması. Vücutta yararlı bakterilerin çoğalması aynı zamanda zararlı bakterilerin vücutta yerleşmesini de önler. Probiyotikler kabızlık ve ishal gibi durumlarda da etkili olabilir. Ayrıca yapılan araştırmalar yoğurttaki B2 vitamininin bakteriyel enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırdığı yönünde sonuçlara sahiptir.

8. Yeşil Çay

En önemli bitkisel antioksidanlardan kateşin ve polifenol içerdiği için immun sistem üzerinde çok etkilidir, hatta grip virüsünün vücutta yayılmasını önlediği saptanmıştır.

9. Karnabahar

C vitamini ve mangandan zengindir, bu nedenle oldukça güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Vücudu serbest radikallerle karşı korur, bağışıklık sistemini güçlendirir.

10. Brokoli

İçerdiği sulforan maddesi ile antioksidan aktivite gösterir ve bağışıklık sistemini uyarır. C vitamin ve E vitamini bir arada içerdiği için bağışıklığı kuvvetlendirir.

11. Sarımsak

Sarımsak içeriğindeki alisin ve sülfür sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmenin en ucuz yollarından biridir, bağışıklık sistemini güçlendirip virüs ve bakterilerin vücuda girmelerini önler.

12. Bitkisel Çaylar

Adaçayı taşıdığı uçucu yağlardan dolayı bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı etkilidir. Soğuk havalarda solunum sistemimizin iyi bir destekçisidir. Kuşburnunda ise C vitamini oldukça yüksek düzeydedir hastalıklara karşı koruyuculuğu yüksek düzeydedir.

Paketlenmiş ve işlenmiş hazır gıdaların, kafeinin, alkolün ve sigaranın fazla tüketimi bağışıklık sistemini tehlikeye sokan zararlı alışkanlıklardır. Bunları azaltarak yerlerine tam gıdalar, bitkisel çaylar, taze meyve ve sebzeler koyun. Bu şekilde bağışıklık sisteminize ve vücudunuzun işleyişine destek verebilirsiniz.

logo

Erkek estetiğinde en fazla ilgi gören konuların biriside istenmeyen tüylerden kurtulmak. Özellikle erkeklerin rahatsız olduğu bölgeler; elmacık kemiği, kaş arası, ense, boyun, kol, erkek koltuk altı, erkek özel bölge (genital), kasık bölgesi, omuz, sırt, göğüs ve bacak bölgelerindeki kıllardan oluşuyor. Günümüz koşullarında erkekler, istenmeyen tüy ve batıklardan kurtulmak için lazer epilasyon tedavisine büyük ilgi göstermektedirler.

Erkekler, lazer epilasyon uygulamalarında kadınlara göre büyük avantaja sahiptirler. Kalın kıl kökleri, lazer ışınının enerjisinden daha fazla etkilendiğinden, işlem kıl köküne daha fazla tahribat yapmaktadır. Buna bağlı olarak erkek hastaların tedaviye hızlı cevap verdiği söylenebilir.

Lazer epilasyon yöntemi ile ortalama 6-10 seans gibi bir süreçte kıl kökleri tahrip edilerek tüylerin yok edilmesi hedeflenir. Kişi seyreltilmesini istiyorsa, uygulama 3 veya 5 seans yapıldıktan sonra bırakılarak kılların seyreltilmesi ve daha zayıf hale getirilmesi mümkündür.

Lazer Epilasyon uygulamasında erkekler ve kadınlar arasında farklılık yoktur. Hatta erkeklerin genelinde kıl köklerinin sert ve kalın olması, lazer ışını enerjisinden daha fazla etkilenir. Bu da erkekler için lazer epilasyon uygulamasında bir avantajdır. Gününümüzde uygulama yaptıranların yaklaşık %40-45 erkeklerdir.

Erkeklerde Lazer Epilasyon Yapılan Bölgeler

. Sırt Bölgesi (30dk-45dk) arası,

. Göğüs Bölgesi (30dk-45dk) arası,

. Kol (30dk-45dk) arası,

. Bacak (45dk-60dk) arası,

. Koltuk Altı (5dk-10dk) arası,

. Erkek Genital (özel) Bölge | Kasık Bölgesi (20-25dk) arası,

. Erkek Popo (20-25dk) arası,

. Kuyruk Sokumu (15-20dk) arası,

. Ense (5dk-10dk) arası,

. Boyun (5dk-10dk) arası,

. Elmacık(sakal üstü) (5dk-10dk) arası,

. Omuz (15dk-30dk) arası,

. Kulak (5dk-10dk) arası,

. Tüm Vücut (60dk-90dk) arasıdır.

izmirdiyetisyen

Fazla kilolarımızı saklamak için koyu renklerin arkasına sığınıyoruz çoğu zaman peki beslenme biçimimizde değişiklikler yaparak siyah rengi tercih etme sıkıntısından kurtulsak fena olmaz mı?Çünkü hayat tüm renkleri ile güzel ve yaşamaya değer..

Un

Doğru bildiğimiz yanlışlardan başlayacak olursak diyette ekmeği kesmek özellikle zayıflama evresinde doğru bir yöntem değildir.

  • Karbonhidrat grubu bir numaralı enerji kaynağımızdır.Vücudu uzun süre aç bırakarak bir anda karbonhidrat alımını kesmek doğru değildir.
  • Beyaz ekmeği lif kaynağı olan kepekli veya çavdar veya tam buğday ekmekle yer değiştirerek işe başlayabiliriz.
  • Daha uzun süre tok kalarak, tahıl grubundan gelecek B grubu vitaminlerden de faydalanmış oluruz.Önemli olan unla yapılan hamur işlerine hayatımızda yer vermemek,yağda kızarmış ürünleri tercih etmemek ve tüketimlerimizde porsiyon kontrolüne dikkat etmek gerekir.
  • Hareketsiz yaşama hayır diyerek fiziksel aktivitemizi arttıracak hobiler veya uğraşlar bulmak kendimiz için yapacağımız en güzel tercih olacaktır.

Tuz

Yemeğin tadına bakmadan tuz dökenlerden misiniz? Yoksa az tuzlu yiyenlerden misiniz?

  • Tuz konusunda kendinize hakim olamıyorsanız baharat kullanımını arttırmak tuz tüketiminizi azaltacaktır.
  • Özellikle yemekler piştikten sonra tuz ilave etmek ve sofrada tuzluğu bulundurmamak fazla tüketimin önüne geçecektir.
  • Yapılan araştırmalara göre tuz tüketimi iştahı açıyor,baharatlar bu yönden avantaj sağlıyor.
  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günde 6 gramdan fazla tuz tüketimi önerilmemektedir.
  • Fazla tuz tüketimi başta yüksek tansiyon olmak üzere,kalp ve damar rahatsızlıkları ve ödem gibi birçok hastalığa sebep olabilir.
  • Fazla tuz tüketimi yanında az tüketimi de özellikle zihinsel gelişim için önem teşkil etmektedir.
  • Bu sebeple özellikle anne adaylarının ve çocuklarda iyot eksikliği olmamalıdır.

Şeker

Üç beyazın son halkası şeker özellikle şekerli gıdalar(tatlılar,şekerlemeler,asitli içecekler,hazır meyve suları..)sandığınızdan daha fazla enerji almanıza yol açabilir.

  • Eğer çay tiryakisi iseniz içtiğiniz her bir çay bardağı için attığınız bir küp şeker yaklaşık 20 kaloriye eş değerdedir.
  • Fazla şeker tüketimi insülin dengesini bozarak şeker düzeyinizde dalgalanmalara ailede genetik faktörlerle şeker hastalığına yatkınlık varsa şeker hastalığı yani diyabete davetiye çıkarabilir.
  • Özellikle doğru fırçalama yöntemleri uygulanmıyorsa dişlerin hızlı çürümesine sebep olur.
  • Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günlük şeker tüketimimiz 25 gramı geçmemelidir.
  • Bilinçli tercihler yapmak açısından alışverişte etiket okumak çok önemlidir.
  • Karbonhidrat gramajına ek olarak şeker ilavesi yapılmış mı? tatlandırıcı kullanılmış mı? Glikoz şurubu kullanılmış mı? Tek tek incelenmelidir.
  • Özellikle şeker hastalarının bu konuda daha bilinçli olması gerekir.
  • Her şekersiz ürün şeker ilavesiz veya diyet ürünü demek değildir.Tatlandırıcılarda vücudumuzda şeker olarak algılanmaktadır.Bu sebeple bu ürünleri kullanırken mutlaka diyetisyene danışmanız gereklidir.
lazerepilasyon

“Etkili ve kalıcı tüylerden kurtulma yöntemi olarak bilinen lazer epilasyon için en uygun dönem sonbahar ve kış aylarıdır.”
Lazer epilasyon istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi işlemidir. İstenmeyen tüylerden kurtulmanın ağda, tüy dökücü krem gibi birçok kalıcı olmayan yöntemleri bulunmaktadır. Ancak bu yöntemlerin kılların çıkış döngüsü ile beraber sık tekrarlanma gerekliliği bulunması, bazı kişilerde kıl batığı gibi problemlere sebep olması nedeniyle lazer epilasyon gibi kalıcı çözümler giderek artan sıklıkla tercih sebebi olmaktadır.
Lazer epilasyonda kıl köklerindeki kıla rengini veren hücreler lazer ışığını emer ve ışık enerjisi kıl köklerinde ısı enerjisine dönüşüp kalıcı tahribat oluşturur. Lazer epilasyon kıla seçici olarak tahribat yapmakta çevre dokuya zarar vermemektedir. Lazer epilasyonda kullanılan ışığın dalga boyuna göre çeşitli lazer sistemleri vardır. Günümüzde lazer epilasyon amacı ile en sık kullanılan sistemler alexandrite, buz lazer‘dir. Alexandrite dalga boyu beyaz tende ve koyu renk kıllarda etkili lazer ışığıdır. Deri rengi koyulaşınca ve kıllar incelince buz lazer (diode ütüleme) yöntemine geçilebilir. Bu nedenle lazer epilasyonda tek bir enerji sistemi ile tam başarıya ulaşmak güçtür. Seanslar yüz bölgesinde ayda bir olmaktadır ve ortalama 12-15 seans sürmektedir. Vücut bölgesinde seans aralıkları 1.5 ayda bir olmakta ve ortalama 8-10 seans sürmektedir. Kıl döngüsü hormonlardan etkilenen bir süreç olması nedeni ile hormon bozukluğu olan kişilerde, esmer tenlilerde ve ince kıl yapısına sahip kişilerde lazer epilasyon seans sayıları uzamaktadır. Bu yüzden kişiye bitme garantili seans uygulaması söylenemez.
Lazer epilasyon işlemi sonrası işlem bölgesinde geçici kızarıklık kaşıntı olabilmektedir. Bu etki ortalama 2 saatte gerilemektedir nadiren 2 güne kadar süren olgular vardır. İşlemden 2 hafta önce ve sonra güneşlenilmemesini tavsiye edilir.Bu nedenle özellikle Sonbahar Kış dönemi lazer epilasyona başlamak için ideal mevsimlerdir
Lazer’in çoğu zaman iyonize radyasyon gibi değerlendirilip sağlığa zarar vermesinden gereksiz yere korkulmaktadır. Oysa lazer ile İyonize Radyasyon arasında bir ilişki yoktur. Lazerin deriye uygulanması sırasında deri altındaki doku ve organlara herhangi bir etkide bulunduğuna dair bir bulgu da gözlenmemiştir. Çok güçlü epilasyon lazerleri ile dahi, etkili dozlarda bile ancak kıl kökü seviyesine dek ulaşılabilmektedir.

Page 1 of 61 2 3 6

2015 © Tüm Hakları Saklıdır - Nutra System Polikliniği